Ders kitaplarında anlatılanlara her zaman körü körüne bağlı kalıyoruz. Bu bağlılığımız bize pahalıya mal olabilir. Kitaplarda yazılanlara harfiyen uyduğumuzda kendi değerlendirmelerimizi işin içine katmayız. Bu, yeteneklerimizi sınırlamakla kalmaz aynı zamanda zeki öğrenciler tarafından gelen soruları ‘kitap öyle diyor’ deyip geçiştirmemize sebep oluyor. Şimdi vereceğim örneği lütfen dikkatlice inceleyiniz.
Düzlem aynaların bir özelliği olarak öğrettiğimiz ‘bir cismin sol tarafı aynada sağ taraf olarak görünür’ büyük bir gaftır. Hemen bütün fizik kitaplarında bu vardır. Peki gerçekte bu böyle midir? Zeki bir öğrenci size şöyle bir soru sorsa acaba nasıl bir cevap veririsiniz? Hocam niçin düzlem aynada görüntü sağ-sol yer değiştiriyor fakat baş aşağı dönmüyor? Haydi çıkın şimdi işin içinden. Böyle bir soruya cevap verebilecek fizik öğretmenini gerçekten kutlamak isterim. Ya da daha zeki bir öğrenci şöyle bir soru sorabilir: Öğretmenim benim sağ elimde kalem var. Ben sağ kolumu kaldırdığımda, aynada elinde kalem olan sol kolum kalkıyor. Ama sol elimde kalem yok ki.
Bir başka misal: Bir kağıda bir sözcük yazıp aynaya doğru tutun. Bu sözcük aynada ters görünür ve kolay okuyamazsınız. Bunun sebebi aynanın sözcüğü ters çevirmesi değil. Sizin yazdığınız kelimeyi ters çevirip(1800 çevirip) aynaya göstermenizden dolayıdır. Aynı kelimeyi saydam( mesela yağlı bir kağıt) bir kağıt üzerine yazıp, kağıdı çevirmeden aynaya doğru tutarsanız kelimenin hiç değişmediğini görürüsünüz. Şimdi fizik kitaplarının yaptığı gafı sezdiniz mi?
İsterseniz bir başka misal verelim. Eğer aynadaki görüntünüz gerçekte sağ-sol olarak yer değiştiriyorsa aynadaki görüntünüz ile toklaşmaya çalışınız. Karşınızdaki bir adamla tokalaşacağınız zaman çapraz olarak sağ ellerinizi uzatırsınız. Ama aynadaki görüntünüz hiç de çaprazdaki eli değil sağ elinizin karşısındaki görüntüyü size uzatır. Öyleyse öğrencilerimize anlattığımız şeyleri öncelikle bizlere bahşedilmiş aklı süzgecinden geçirdikten sonra anlatalım.
Nuri Balta



(3 Oy)







Mayıs 16th, 2007 at 7:34 pm
bu yazı daha çok kavramları sorgulayan bir yazı.
Bu durum şöyle açıklanabilir.
Fizik kitaplarındaki soruların bazılarında bilgi eksikliği var. örneğin bir sürütünme ile ilgili bilgi vermemesi .
veya gazların basıncı ile ilgili gazın ağırlığının sylenmemesi veya gazların ideal gaz kabul edilip atomların veya bileşiklerin kütlelerin nokta şeklinde kabul edilmesi gibi.
Daha doğrusu geniş ayrıntılı bilgi eksikliği var.
Bir diğer etken ise çözülen sorularla bireyin kazandığı hazırbulunuşluluk veya önyargıdır.
örneğin Sürtünmenin olup olmadığı ile ilgili sorularda
söylenmemişse sürtünme yok kabul edilir.
Işık konusu ile ilgili bir soru ..
Fİzik kitaplarında aynalarla ilgili deniliyorki 2 çeşit görüntü vardır.
1. Sanal görüntü =gözle görülür.aynanın arkasındadır.
2-Gerçek görüntü =perde üzerine düşürülerek görülür.Aynanın önündedir.
Öyleyse çukur aynanın odağından daha uzaktaki cisimler neden gözle ,aynanın arkasında ve ters görülürler?
Mayıs 19th, 2007 at 8:27 pm
niçin düzlem aynada görüntü sağ-sol yer değiştiriyor fakat baş aşağı dönmüyor?
Aynanın XYZ 3 boyutlu düzleminde bakan kişi ile aynı düzlemde ise sağ sololarka gözükür.
değilse görüntü baş aşağıda dönebilir.
örneğin aynanın tavanda olması gibi…
Mayıs 20th, 2007 at 5:05 pm
sorun aynaya cismi ters tutmak diyorsunuz ama,siz görüntü oluşumudan çıkarsanız simetriden kaynaklanan bir durumdur ben demek istediklerinize anlam veremedim
Mayıs 27th, 2007 at 10:51 am
Bizim cismi ters çevirdiğimiz ifadesi anlamsız bir ifade. Doğru olan beynimizin görüntüyü sağlı sollu algılaması. Yani beynimiz aynadaki görüntümüzü, algılama eksikliğinden dolayı karşımızdaymış gibi yorumluyor. Hayvanlarda bu eksiklik ileri boutlarda olduğu için karşısında ikinci bir gerçek nesne varmış gibi algılıyorlar.
Kısaca birşey ters çevriliyorsa bu dışarıda değil beynimizde yapılan bir işlemdir. öğrenciye verilecek uygun cevapta budur.
Haziran 4th, 2007 at 11:09 am
gerçek görüntülerin görülemediği bilgisi yanlıştır. çünkü gerçek görüntüler aynanın önünde kesişirler.eğer gözlemci aynaya yansıyan ışınların kesiştiği taraftan bakarsa görüntüyü görür.bundan dolayı sanal görüntülerde gerçek görüntülerde görülür.
Haziran 8th, 2007 at 2:23 pm
Sayın hakankurt bu soruyu ben bilim teknik sitesine 3 defa sordum hiç bir cevap alamadım .
Lütfen daha ayrıntılı anlatırmısınız?
çizim olursa makbule geçer ?
Haziran 10th, 2007 at 9:56 am
bence burda tartışılacak bir gaf yoktur öğrenci sorarsa basit bir çizimle olay izah edilir. cismin görülmesi için sanaldı zahiriydi demek yerine cisimden çıkan ışınlar göze ulaşabiliyormu ona baksak yeterli
Haziran 19th, 2007 at 1:23 am
görüntünün oluşması ışığın yokluğunda asla bahsedilemez gelen ışığun cisme çarpması cisimden çıkıp aynaya çarpması simetri olayının gerçekleşmesi daha sonra göze çarpması görüntüyü beyinin algılanması gerçekleşir.Referans sisteminiz nasılsa öyle görürsünüz zaten aynadan uzaklaşıldığında da cismin gerçek boyutunda algılayamazsınız yani aynalar gerçeği asla göstermez…
Haziran 19th, 2007 at 3:58 pm
Işık konusu ile ilgili bir soru ..
Fİzik kitaplarında aynalarla ilgili deniliyorki 2 çeşit görüntü vardır.
1. Sanal görüntü =gözle görülür.aynanın arkasındadır.
2-Gerçek görüntü =perde üzerine düşürülerek görülür.Aynanın önündedir.
Öyleyse çukur aynanın odağından daha uzaktaki cisimler neden gözle ,aynanın arkasında ve ters görülürler?
Haziran 30th, 2007 at 9:51 am
bilim teknik sitesinin cevabı
ÖSS fiziğinde, çukur aynada oluşan gerçek görüntünün çıplak gözle görülemediğini, gerçek görüntünün ancak perde üzerine düşürülünce görülebildiğini söylüyoruz. Peki, kaşığın içinden baktığımızda gördüğümüz görüntü, ters oluşuyor. Bu görüntü gerçekse, bunu nasıl görüyoruz? (Suna Emerce) Düz aynadaki görüntü sanaldır ve bize düz görünür; çukur aynadaki görüntü sanal ise düz olur ve gözle görülebilir. Görülen görüntüler sanal olduğu için düzdür. Kaşığın iç tarafına baktığımızda kendimizi ters görmemizin sebebi nedir? (Nizamettin ???)
Görme duyusunu gözümüz ve beynimiz gerçekleştiriyor. Bunların algıladığı “görüntüyü” belirleyen tek şey göze giren ışınlar ve bunların hangi açıyla girdikleri. Bunun dışında ışığın daha önce ne gibi yansımalar geçirdiği, gerçek bir görüntüden mi, sanal bir görüntüden mi yoksa gerçek bir cisimden mi geldiği gibi detayların hiçbir önemi yok. Ayrıca, ışığın üzerinde gerçek görüntüden geçerek geldiğini belirten herhangi bir etiket de olmadığı için, beynimizin bunu fark edip “Bu ışık gerçek bir görüntüden geliyormuş, ben en iyisi mi bunu hiç algılamamış olayım” deme olanağı da yok.
Bu nedenle gözümüz, ışınların yolu üzerinde olduğu sürece gerçek görüntüleri görebilir. (Ama, gözün odaklama yapabilmesi için, ışınlar görüntüden geçtikten sonra göze girmeli.) Yukarıda tarif ettiğiniz gerçek görüntüler. Bunları görüyorsunuz. O halde birtakım kaynakların ne iddia ettiği önemli değil. Biraz dikkatle bu görüntülerin kaşığın önünde oluştuğunu da gözlemleyebilirsiniz. (Kaşığı hafifçe çevirmek görüntünün nerede olduğunu tahmin etmenize yardımcı olabilir.)
Gerçek görüntülerin görülebileceğine en iyi kanıt, birilerinin bundan para kazandığını göstermek olacaktır. Optik illüzyon olarak tanıtılan bir oyuncakta, iki küresel (veya parabolik) ayna yardımıyla bir paranın gerçek bir görüntüsü oluşturulur. Görüntü, paranın havada asılı durduğu izlenimini yaratır. Ama elinizle paraya dokunmak istediğinizde, bunun sadece bir görüntü olduğunu fark edersiniz. (Oyuncağın yapısına adresinden bakabilirsiniz, bunu almak isterseniz biraz araştırmayla webde bir kaç satıcı bulabilirsiniz.) Gerçek görüntüler görülemiyor olsaydı, böyle bir oyuncak da satılamazdı.
Gerçek görüntülerin görülemeyeceği kanısı büyük olasılıkla şu nedene dayanıyor: Görüntüyü görebilmek için gözünüz görüntüyü oluşturan ışınların yolu üzerinde olmalı. Başka herhangi bir açıdan görüntünün oluştuğu yere bakarsanız, hiçbir şey göremezsiniz. Fakat, aynı tartışma sanal görüntüler için de yapılabilir, örneğin, belki çok basit gelebilir ama, aynanın arkasından bakarsanız sanal görüntüyü göremezsiniz. Bu anlamda, sanal ve gerçek görüntüler arasında, her zaman geçerli olmasa da, şöyle bir fark olduğu söylenebilir: Sanal görüntüleri daha geniş bir açıdan görmek mümkün olduğu halde (yani gözünüzün bakabileceği daha geniş bir alan var), gerçek görüntüler genellikle daha dar bir açıdan görülebilir. Fakat bu “gerçek görüntüler görülemez” şeklinde genel bir kural koymak için yeterli bir neden değil.
Sadi Turgut