Dershanecimiyim, Okulcumuyum? Ben Kimim?

Yazan : Osman Mutlu | Yayınlanma tarihi: May 05 2006 | Kategori: Makaleler

mysteryperson.jpgLügat , bir isim ver bana halimden ;
Herkesin bildiği dilden bir isim!
Eski esvaplarım tutun elimden
Aynalar söyleyin bana ben kimim?
Söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa,
Arzı boynunuzda taşıyan öküz?
Bela mimarının seçtiği arsa ;
Hayattan muhacir , eşyadan öksüz? *
diyor şair.İnsanın kim olduğunu sorgulaması, düşünmesi , yapacaklarını planlayıp yaptıklarının muhasebesini yapması önemlidir. Konumumuzu bilirsek konumumuza göre bize biçilen rolü güzel oynayabiliriz.Bu sene eğitim sistemimiz değişti artık dört yıllık eğitim sistemindeyiz. Peki niye değişti eskide eskiyenler neydi ki yeni bir sistem getirildi.

More...
Türkiye de ÖSS sistemini çoğu kişi eleştirir ve bazı öğretmen arkadaşların tabiriyle eğitim deki ilmi filme döndürdüğü söylenir. Gelin biz bu defa ÖSS yi eleştirmeyelim de okullarımızda eğitimin nasıl olduğunu veya nasıl olması gerektiğini tartışalım.
Fizik öğretmenlerinin katıldığı bir zümre de bir arkadaş okullar da ne kadar okulculuk yapılıyor ne kadar dershanecilik yapılıyor diye sormuştu. Ben de acaba kim cevap verecek diye merakla beklerken, oldukça tecrübeli bir fizik öğretmeni % 80 dershanecilik yapılıyor deyince şok olmuştum.. Eyvah dedim hapı yuttuk ben 8 senedir okullarda çalıştım eğer okullar da dershanecilik yapılıyorsa herhalde dershanelerde okulculuk yapılıyordur diye düşünerek dershanelere geçmeyi düşünmedim.
Peki bu dershanecilik ile okulculuk arasında ki fark neydi. Dershane öğretmenleri nasıl ders anlatır, okul öğretmenleri nasıl ders anlatır ve aralarındaki 7 farkı acaba bulabilirmiydim?
Ben kendime göre bir liste oluşturmaya başladım. Unuttuklarım olabilir okuyan arkadaşlar yorumlar kısmına ilave ederse ekleriz inşallah.
* Dershaneci 3 yıllık konuyu bir sene içinde anlatmak zorundadır o yüzden ışık hızında ders anlatır. Okulcu ise konuları sınıfın durumuna göre gerektiği yerde hızlı gerektiği yerde yavaş anlatır.
* Dershaneci konuyu anlayamayan var mı diye soramaz. Yetiştirmesi gereken çok konu çözmesi gereken çok soru vardır. Okulcu her anlattığından sonra anlamayan var mı arkadaşlar ? Bakın anlamadıysanız utanmayın sıkılmayın sorun gibi sözlerle öğrencileri motive eder.
* Dershaneci için önemli olan ders de ne kadar çok soru çözdüğüdür. Okulcu ise çözülen  soruların ne kadar çok öğrencinin anladığı.
* Dershaneci hiçbir zaman deney yapmaz yapamaz çünkü dershanelerde laboratuar yoktur. Okulcu ise düzenli bir şekilde deneylerini öğrencilere yaptırır. Demonun deney olmadığını bilir ve deneyleri öğrencilerin yapmasını sağlar.
* Dershanecinin muhatap olduğu öğrenci parasını vermiştir ve dinleme isteğine olan öğrencidir. Okulcunun bir kısım muhatapları ise babasının okusun adam olsun diye gönderdiği aklı bir karış havada dersi nasıl kaynatırız diye düşünen öğrencilerdir.
Yukarıdakileri yazdıklarımı okuyan diyebilir okulcuları yüceltmişin dershane öğretmenlerini ise yerin dibine batırmışın. Ama alakası yok . Çünkü Türkiye de okulcu öğretmen var mı ki ben onları yücelteyim diyormuşum.
Gelelim mızıkçı çocuk olmayı bırakıp acaba şucu bucu yerine asıl problemimizi nasıl çözebiliriz. Yani daha kaliteli bir eğitim için hangisi daha iyi.
Aslında her iki sisteminde (dershanecilik ve okulculuk) kendine göre artırları ve eksileri bulunmakta.
Bizim okullarımız da kaliteli bir eğitim verilebilmesi için öncelikle her şeyi yerli yerine oturtmalıyız.
1-Okullarımızda ki laboratuarlar çalışır hale getirilmeli.
2-Deney yapmayı bilmeyen öğretmenlere bunun seminerleri verilmeli.
3-İdarecilerin deneylerin yapılmasını sağlama adına ciddi kontrol mekanizmaları kurmaları.
4-Okullar da daha kaliteli eğitim verilebilmesi adına eğitim metotlarının artırılması ve bunları hayata geçirilmesi adına öğretmenlere gereken yardım sağlanmalı.
5-Okullarımız da ölçme ve değerlendirmenin yapılması ve bu sonuçlara göre gerekli stratejile belirlenmeli.
6-Okullarda öğrencilerin öğretmen tabanlı eğitim yerine öğrencinin daha fazla rol aldığı öğrenci tabanlı eğitim sistemine geçilmesi.
Ben bir okulda öğretmenlik yapıyorum ve verdiğim eğitimin okula yakışır tarzda olmasını istiyor ve gayret ediyorum. Bu amaçla şeçimimi yaptım. Öncelikle bir öğretmenim ve eğer bir  okulda vazife yapıyorsam Okulcu olmaktan başka seçenek yok. Doğrusuda bu zaten..

* Çile- Necip Fazıl Kısakürek 

8 Responses to “Dershanecimiyim, Okulcumuyum? Ben Kimim?”

  1. on 22 May 2006 at 10:14 am ilknur3542 said …

    merhaba..

    ben bir eğitim fakültesi mezunu dersaneciyim .. öncelikle okul öğretmeni olmak için yetiştirildim fakat bu ülkenin beş yıldır fizik öğretmenine ihtiyacı olmadığından dersanecilik yapıyorum…

    söylediklerinize katılmıyorum çünkü..

    dersaneci anlamayan var mı demekle kalmaz anlamayan için ek ders, birebir çalışma ve fazladan soru çözümü ile tenefüsler de dahil olmak üzere sürekli emek sarfeder..

    bir okul öğretmeninden çok daha fazla kaynak tarar, yeni çıkmış bütün yayınları takip eder..

    hızlı anlattığımız doğru fakat zamanı da yerinde kullandığımızı gözden kaçırmayalım hangi okulda öğretmen zili çalıdığında öğretmen sınfın kapısında oluyorki..

    ben okul öğretmenlerini eleştirmek istemiyorum ki bu haddime düşmez ama bir gerçek var ki oda okularda biraz gevşeklik söz konusu bazı öğretmenler biliyorum ki bırakın kendini geliştirmeyi yıllarca aynı yazılı sorularını kullanıyorlar..

    dersaneciler öğretmen mi bunu tartışabiliriz. ama kimse bana dersaneciler için dersi yetiştirmek önemli öğrenci ikinci planda demesin inanınki çok büyük emek var ortada bunu göz ardı etmeyelim..

    bir çok arkadaşım, okul öğretmeni olmak istiyor biliyor musunuz
    neden?

  2. on 22 May 2006 at 2:17 pm Osman Mutlu said …

    Öncelikle yorumunuz için teşekkür ederim. Burada dershanede fizik öğretmenliği yapan arkadaşlarımızın alınmasını istemem ve istemedim. Bu yazıda ki amacım her ne kadar dershanecileri eleştiriyor gibi görünse de asıl eleştirilen okulda öğretmenlik yapanlardır. ( İdarecisinden öğretmenine ) Fakat ben 10 yıldır okullarda fizik öğretmenliği yapıyorum ve türkiyeye gelip öğretmenliğe burada devam etmeye başladığımda artık burada eğitimin öğrenciye yönelik ( öğrenci merkezli eğitim), onun bir şeyler kazanması öğrenmesi hazmetmesi esasından daha çok en kısa zaman da en çok doğru soruyu kim çözebilir yarışına girmiş olması. Bu çarpık sistem dershanelerin ve dershanecilerin ciddi manada kendilerini yetiştirmesini sağladığını görüşüne katılıyorum.Ama maalesef ülkemizde ki eğitim eğer sadece hızlı test çözmek için yarış yapmaksa buna eğitim denemeyeceği görüşündeyim. Burada yazılanları yazarken etrafımdaki bağımsız gördüğüm insanların fikirlerine başvurdum. Siz ciddi manada emek veriyor ter döküyor olabilirsiniz ama her kesimin içinde iyilerde vardır kötülerde aslında genelleme yapmak bazen azınlık da çoğunlukda olsa haklı kısma haksızlık olmuş oluyor. Hasılı, burada ki fikirler şahsıma aittir geneli rahatsız etmemelidir sadece yarası olanlar  gocunsa yeter. Yarası olmayanlar alınmasın.
    Bunun yanında şunu da belirtmeden edemeyeceğim dershanede çalışıp da okulda çalışmaya başlayan arkadaşlar var onlar da artık kazın ayağının öyle olmadığını söylüyorlar (Bu arkadaşlar milli eğitimde değil özel bir okulda okul öğretmenliği yapmaktalar). Yani okula geçmek isteyen arkadaşlararın geçme niyeti yatmak için ise onlara söylemeliyim ki davulun sesi uzaktan hoş geliyor. Sizin yukarada yazdıklarınızın % 90 ına katılıyorum. ama genelleme yaparken iyilerede haksızlık etmeden katılıyorum.

    Sağlıcakla

  3. on 31 May 2006 at 1:39 pm melike said …

    uludağ ün. fizik mezunuyum malumunuz devlet kadrolarında henüz bize sıra gelmediği için atama sözkonusu değil 4 yıldır dersanede çaışıyorum okul hocalarından daha fazla çalıştığımızı düşünüyorum dersaneler bukadar hızlı soru çözerek değişime ancak ayak uyduruyorken okul öğretmenleri herhalde oldukça geriden takip ediyorlardır(mesleğinin hakkını verenlere sözüm yok) merak ediyorum öğrencilerin 3 yıl boyunca okulda verilemeyen dersin dersanede bir yılda kavratılıp iyi sonuçlar çıkartmalarının nedeni ne olabilir sizce ?

  4. on 06 Haz 2006 at 4:43 pm siirzade said …

    egitim-öğretimin gerçek amacı öğrencilere soru çözmeyi öğretmekse dersaneci hocalarımıza hak veriyorum….en iyi işi en kısa zamanda onlar yapıyorlar….

  5. on 24 Ağu 2006 at 2:52 pm HANA said …

    dershsnecilerin daha bi gayret içerisinde oldukları kesin.yalnız bulunduğum yerde hen dersana hem okula giden öğretmenler tanıyorum dersane gayretliler okula gelince daha rahatlar. sorunun nerden kaynaklandığı belli oluyor.

  6. on 12 Kas 2006 at 4:13 pm seyran said …

    okuldaki öğretmenlerimizn daha rahat olduğu söz konusu bile edilmemelidir.tek rahatlıları görevlerinden ibarettir bence.dersanedeki öğretmen birkaç yılı 1yıla yaymalı,okuldaki öğretmenlerimiz ise belli bir müfredatat göre dersini anlatmalıdır ki zaten bu müfredat 1 yıl içi,nde öğrencilerin anlama kapasitelerina göre ayarlanmışdır bu nedenle ki okuldakilerin tek kolaylığı budur burda devreye görevler girmektedir bunun için dersanedeki öğretmenlerimiz daha fazla emek harcıyor die birşey söz konusu olmamalı herkes verilen görevi yerine getirmek çabası içindedir saygılarımla

  7. on 26 Ara 2006 at 8:41 pm E.Tulay AKSEL said …

    22 Aralık 2006
    19 yıllık fizik öğretmeniyim.19 yılın tamamı okul
    öğretmenliği ile geçti.
    Okul öğretmeni; eğitim ve öğretimden sorumludur. Her öğretmen
    kendi dersini araç olarak kullanıp öğrencilerin kendilerini
    gerçekleştirme sürecinde bilgi ve becerilerini geliştirmeye çalışır.
    Okul öğretmeni konuları işlerken çok sayıda hedefler koyar.
    Öğrencilerin konu ile ilgili test sorularını hızlı bir şekilde
    çözebilecek düzeye gelmeleri öğretmenin tek amacı değilse de
    amaçlarından biridir.
    Dershane öğretmeni; öğretimden sorumludur. Dershane öğretmeninin
    tek hedefi öğrencilerin soruları en kısa sürede
    çözebilmeleridir.
    Okul öğretmenleri asli görevlerini sırasıyla yerine getirirlerse
    dershane öğretmenleri de işlerini daha kolay yapabilme imkânı
    bulurlar.
    Teorikte böyle ama pratikte “Dershane öğretmeni mi makbuldür okul
    öğretmeni mi makbuldür hangisinin yaptığı daha doğrudur?” gibi
    tartışmalar yaşanıyor. Bu tartışmaların sebebi pratikte
    yaşananların teorikte anlatılanlarla örtüşmemesidir. Örtüşmemesinin
    sebebi ise özel okul ve dershane sahiplerinin öğretmenlerinden sadece
    ÖSS OKS başarısı beklemeleridir. Özellikle özel okul sahipleri ve
    dershane sahipleri bu konuda öğretmenlerini ciddi baskı altında
    tutuyor. ÖSS OKS sınav sonuçlarınız ne kadar iyi ise siz de o kadar
    iyi bir okul öğretmeni ya da dershane öğretmeni oluyorsunuz. Hal
    böyle olunca önce okul öğretmenleri eğitim ve öğretimdeki
    hedeflerini eleye eleye ÖSS odaklı bir öğretmen haline geliyor ve
    dershaneciliğe soyunuyor. Alıyorlar dershanelerin soru kitapçıklarını…
    bastır bastır kullan…
    Tabidir ki öğrenciler konuları okulda derinlemesine öğrenemeyince
    dershane öğretmeninin işleri zorlaşıyor. Dershane öğretmeni
    bakıyor bu öğrencilerin bilgileri çok yetersiz. Bu defa dershane
    öğretmeni de okulculuğa soyunmaya kalkıyor. Konu anlatımlarına daha
    çok zaman ayırmak durumunda kalıyor. Ek etüt yapıyor. Sorularını
    daha özenle seçiyor. Zamanını daha daha iyi kullanmayı öğrenmeye
    çalışıyor. Yani giderek okul öğretmeni dershaneci gibi
    çalışmaya başlıyor bu durumda dershane öğretmeni de ya okul öğretmeninin
    yapması gerekenleri yapmaya çalışıyor ya da daha da usta bir
    dershaneci olmayı başarıyor.
    Dershane öğretmeni okul öğretmenini sevmez, okul öğretmeni
    dershane öğretmenini sevmez, öğrenciler hiç birini sevmez. Bu önerme
    tabiî ki tüm öğretmen ve öğrenciler için doğru değil. Ancak ben
    büyük bir çoğunluk için doğru olduğuna inanıyorum.
    Ben 19 sene ideal bir okul öğretmeni nasıl olmalı ise öyle olmaya
    gayret gösterdim. Asla ÖSS odaklı bir öğretmen olmadım. Eğitimci
    kimliğim her zaman ön planda oldu.
    Her konuda ÖSS gerçeğinin de varlığını ensemizde hissederek
    öğrencilerimi bu konuda da bilinçlendirmeye ve geliştirmeye
    çalıştım. Bir konudan 10 tane test sorusu vermek için 100 tane soruyu elden
    geçirerek verince dershanelerin yayınladığı kitaplarda bir sürü
    hatalı soruların varlığına şahit oldum.
    Sonuç olarak okul öğretmenleri ya da dershane öğretmenleri
    arasında işini doğru yapanda var işini yüzüne gözüne bulaştıran da
    var.
    Son söz; önemli olan öğrencilerimizin kendilerini gerçekleştirme
    sürecinde sağlam adımlarla yol alabilmeleridir.
    Konuyu daha daha derinlemesine incelemek de mümkün ama ben burada
    kesmek istiyorum.
    Derinlemesine düşünmek isteyenlere anahtar kelimeleri vereyim:))
    *Eğitim
    *Öğretim
    *Kendini gerçekleştirme
    *İletişim
    *Ekonomi
    *Rekabet
    *Özelleştirme
    *Kalite
    *Görev tanımı
    *Atatürkçülük
    *Türkiye
    *Kapitalizm
    *Başarı
    *İnsan

    Hoşçakalın

  8. on 02 Nis 2007 at 5:36 pm Gulderen said …

    Merhabalar,
    17 yil aktif olarak Milli Egitime hizmet vermis 21 yillik Biyoloji ogretmeniyim. Meslek hayatima dersane ogretmeni olarak basladim,daha sonra ozel fen liselerinde devam ettim.
    Okul ogretmeni konulari bir butun olarak tum yonleriyle uygun yontemleri kullanarak isler,ogretmenin amaci ogrencilerin konulari her yonuyle ogrenmelerini saglamak ve onlarin dusunme , sorgulama, yorumlama becerileri edinmelerini saglamaktir. Okul ogretmeni konularini islerken klasik soru cozer, boylece konu tum yonleriyle pekistirilir , ayrica ogrencilerin test teknigine alismalari icin ozellikle konu sonlarinda test sorulari cozer .

    Dershaneler, normal egitim ve ogrenime yardimci egitim sistemleridir.Amaclari ogrencileri egitim kurumlarinin degisik asamalarindaki sinavlara (OSS,OKS vs,) hazirlamaktir.
    Bu sinavlar da sorular test seklinde oldugu icin dershaneler , test teknigine uygun ogretim yaparlar. Dersanelerde ogretmenler, ogrencilerin onceki yillarda okullarinda islemis olduklari konulari hatirlatma amaciyla, kisaca onemli noktalarini vurgularak ozetlerler, bunlarla ilgili cok sayida degisik sorulardan olusmus test sorularini ogrencilerine cozdururler,ogrencilerin, test sorularini en kisa surede dogru olarak cozme becerilerini gelistirmeyi amaclarlar.

    Gunumuzde okul basarilari OSS basarlarina endeksli hale gelmis oldugundan, okullarin bircogunda ozellikle ozel okullar da bir cok ogretmen dershanecilik yapmaktadir. Bircok okul da laboratuvar donanimi yeterli olmasina ragmen , bir cok fen dersi ogretmeni laboratuvar yapmayip , bunun yerine test cozumu yapmaktadirlar. Okullarin buyuk cogunlugunda OSS sinavinda soru cikmayan konular ya kisa tutulmakta ya da hic islenmemektedir.Boylece universitelere gonderilen ogrenciler, teorik bilgileri eksik,yeterli laboratuvar yapamadiklari icin,analiz,sentez,gozlem kabiliyetleri yeterince gelisememis , ama cok iyi test cozen bireyler olarak yollanmaktadirlar.
    Saygilarimla

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.

Link to Trackback | Link to RSS Feed for comments on this post