Duyu Organlarımız Ne Kadar Güvenilir

Yazan : A. Turan Öztürk | Yayınlanma tarihi: Eyl 08 2005 | Kategori: Psikoloji

resim1
Biz dünyayı duyu organlarımız yoluyla algılarız. Bu bakımdan bizim her duyuma ilişkin algılarımız vardır. Örneğin; bahçedeki otomobilleri görürüm (görsel algı); öğrencilerin sesini duyarım (işitsel algı); içtiğim limonatanın tadını alırım (tat algısı) gibi algılar bunlardandır. Bunlardan her biri bize, bir nesneyle ya da olayla ilgili bilgileri verir. Biz öğrenirken ve düşünürken kullandığımız bilgiyi dış dünyadan alırız. Bu bilgiyi duyum ve algı olmak üzere iki düzeyde işleriz. Duyum; bir duyu organının uyarılmasıyla oluşan basit bir olaydır; duyu organının, çevresinden gelen etkiye yaptığı bir tepkidir. Diğer bir deyişle, duyumlar yaşantının ham maddeleridir. Söz gelimi, dilin tat alması, kulağın bir sesi işitmesi; burnun koku alması duyumdur.
Ancak, yaşantı sadece duyumlardan oluşmamıştır. Günlük yaşantımızda duyumlarımızı sürekli olarak yorumlar, anlamlı hâle getiririz. Bu şekilde, duyumların yorumlanması, anlamlı hale getirilmesi ve kavranması sürecine algılama adı verilir. Örneğin, dışarıdan gelen sesin duyulması, duyum iken; bu sesin kime ve neye ait olduğunun bilinmesi algıdır. Daha açık bir deyişle, sesin duyulması duyum; bu sesin arkadaşımız Ali’ye ait olduğunun bilinmesi algıdır. Anlaşılacağı üzere duyum olmadan algılama gerçekleşemez. Duyum, algılamanın ilk ve fiziki ön şartıdır. Bu anlamda duyumlar evrenseldir; her insanda aynı şekilde gerçekleşirken, algılar kişiden kişiye; kültürden kültüre ve zamanla değişiklik gösterebilir. Yani algılar, relatif (izafî-göreceli) tir.

Algı Yanılmaları

Biz, her zaman dış dünyayı olduğu gibi algılamayız. Bazen, dış dünya, bize olduğundan daha farklı algılanır. Bu nedenle, dış dünyadan edinilen algıların bazıları doğru değildir. Bu da bize, “Duyup görmediğime inanmam.” diyen zihin yapısına karşı, “Duyup gördükleriniz ne kadar doğru ve güvenilir?” sorusunu sorma ve sorgulama hakkı vermektedir. Gerçekliği ve doğruluğu, yalnızca duyu organlarına bağlı olarak öğrenme isteği, bizim dış dünya hakkındaki bilgilerimizin yanlış olmasına neden olmaktadır. Örneğin; tren raylarının bizden uzaklaştıkça tek bir çizgi haline geldiğini söylemek ne kadar doğru ise; hareket eden bir bulut yığının arkasındaki, ay veya güneşi hareket ediyor sanmak da o kadar doğrudur.. Demek ki doğru bilginin kaynağı ve ölçütü, yalnızca duyu organlarımız olamaz. Bilginin elde edilmesinde duyu organlarının rolü önemlidir; fakat tek başına yeterli değildir.
Dış dünyadaki fiziksel gerçeklik, bize olduğundan farklı şekilde algılanabilir. Bu farklı (yanlış) algılama duyu organlarımızın yapısından ve geçmiş yaşantımızdan kaynaklanabilir. Birinci durumda fiziki illizyon (yanılsama); ikinci durumda ise psikolojik illizyon meydana gelir.
Yanılsama (İllusion); fizik biliminin kendi ölçüm araçlarının yardımıyla tanımladığı durumlardan farklılaşan hatalı algılamadır. Bir çubuğun suya girdiği yerdeki kırık ya da güldüren aynalarda gördüğümüz çarpıtılmış imgeler gibi, bazı yanılsamalar fizikseldir. Bunlar, reseptörlerimize ulaşan uyaranların kendisinde bulunan bozulmalardan kaynaklanmaktadır. Diğer yanılsamalar, algı sistemimizden kaynaklandığı için algısaldır. Psikolojinin ilgi alanına giren yanılsamalar da bunlardır
Fiziki illizyon; aynı uyarıcı durumun, farklı kişilerde, aynı şekilde algılanmasıdır. Örneğin; suya batırılan bir çubuğun, suya girdiği noktada kırık gibi algılanması fiziki illizyondur. Yine aynı şekilde, ışıklı bir nesneye bir süre bakıp gözümüzü kapattığımızda nesneyi bir süre daha görmeye devam etmemiz de fiziki illizyona diğer bir örnektir. Fiziki yanılsamalar, bütün insanlarda aynı şekilde görülür. Oldukça ilgi çeken geometrik yanılsamalar, yanılsamaların büyük bir kısmını oluşturur. Bunlar, bir yönü algısal olarak çarpıtılan çizimlerdir. Bazı yanılsamalar, görece büyüklüğe dayanır.
Yanılsama Örnekleri:
resim1
resim1
Yatay çizgiler paraleldir
resim1
Her iki kümenin ortasındaki daireler,aynı büyüklükte olmasına rağmen; çevrelerindeki daireler nedeniyle birbirlerinden farklı olarak algılanır
resim1
Birbirine eşit olan çizgiler, birbirine eşit değil gibi algılanır.
resim1
Eğik çizgiler, birbirine paralel
resim1
Dikey çizgilerin hangisi, koyu, hangisi açık?
resim1
Bozma yanılsaması (daire düzgündür)
resim1
Yatay çizgiler eşit olmasına rağmen, dikey çizgilerden dolayı, alttaki yatay çizgi daha kısa olarak algılanır.
resim1
Çizgisel perspektif (görme alanında eşit yer kaplayan nesnelerden en yakında olanı en küçük, en uzakta olanı en büyük görünür.)

Psikolojik illizyon; aynı uyarıcı durumun, farklı kişilerde, farklı şekilde algılanmasıdır. Örneğin; alaca karanlıkta bir su borusunu, yılan sanmak psikolojik illizyondur . Psikolojik yanılsamalar, daha çok bireyin içinde bulunduğu psikolojik durumdan kaynaklanır ve bireyden bireye değişir.

Sonuç olarak denilebilir ki, dış dünya ile ilgili bilgilerimize fazlaca güvenip, “tek doğru budur.” denemez, Doğrular, bakış açısına göre farklılık arz eder, ne kadar insan varsa, o kadar doğru vardır. Baktığımız pencereye göre hakikat değişebilir. İnsan için, dış dünya ile ilgili mutlak ve kesin bilgilerin olamayacağı; mevcut bilgilerimizin yüksek derecede ihtimalli (olasılıklı) olabileceği gerçeği, gözden ve akıldan uzak tutulmamalı…

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.

Link to Trackback | Link to RSS Feed for comments on this post