Eski Kafalarla Yeni Müfredat Olur mu?
YENİ MÜFREDATTA SINAV SORULARI NASIL OLMALI ?
İngilizler geride durup dünyayı çaktırmadan yöneten insanlardır. Aslında ne Yahudiler ne Amerika ne İsrail….. İpler İngilizlerin elinde, İngilizler de perdenin arkasında. Tabi bu İngilizler bir milletin geleceğinin eğitimden geçtiğini çok iyi biliyor, zeki insanların boş durmayacağını da. Hintlerin zeki insanlar olduklarını anlıyor ve onlara logaritmik cetveli ezberletiyorlar, başka bir tarafa trigonometrik cetveli bize de periyodik cetveli. Periyodik cetveli ezbere bilen büyüklerimiz alınmasın ama….Millet laboratuarlarda projeler çalışırken biz niye bu cetveli ezberliyorduk ki…
Bilinen bir fıkradır hani, Temel ve Dursun ilk defa İstanbul’a gelmişler. Temel hayretle 15 katlı binaya bakıyor. Adamın biri gelmiş, kaçıncı kata bakıyorsun demiş.5. kata, ver demiş o zaman 50 lira. Temelde vermiş tabi. Dursun; ne yaptun ula Temel deyince.’’-sussst çakturma 10. Kata bakaydum,, demiş. Bizimkilerde fıkradaki gibi madem demişler bu periyodik cetveli ezberleyeceğiz bari hepsine tekerleme uyduralım.

Bazı arkadaşlar fizik öğretmek deyince akıllarına ne geliyor bir türlü anlamış değilim.37-53 üçgeninden tam çıkan sonuçlarla takla attırılmış sorular ve birkaç fizik birkaç matematik kanunu.En kralı şu bizim olimpiyat sorularını çözebilen….mi ? Acaba fizik biliyor!
Yoksa arkadaşlar bir yarışmamız var dediğimizde araştırma ve geliştirme ve emeklerinin sonucu kendi tasarımıyla yarışmaya iştirak eden mi fizik biliyor.
Geçen seneki olimpiyat ödül töreninde milli eğitim bakanımızın sık müfredat değişikliğiyle alakalı, tamamen katıldığım bir açıklaması vardı. ‘Artık bilgi her saniye değişiyor biz nasıl sabitlenebiliriz’ demişti. Her gün temel bakış açımız çerçevesinde yenilenmek zorundayız. Yavaşladığımızda dahi geri kalırız. Ama sanıyorum kendini yenilemek zahmetine katlanmak istemeyen küçük bir grup arkadaş fizik elden gidiyor gibi yaygaralarla hem kendini hem de etrafını kandırmaya çalışıyor. Eski kafaları değiştirelim artık.
Açıyı 22 derece verdiğinde soru yanlış diyen, dinamik sorularının kralını çözen ama laboratuarda eğik düzlemle, verdiğin cisim arasındaki sürtünme katsayısını bulamayan, elektrik devre sorusu kaçırmayan ama eline verdiğin malzemelerle tahta da devre çizili olduğu halde basit bir ÖSS sorusunun devresini kuramayan mı fizik biliyor.
Yeni müfredata göre not sistemi de değişiyor tabi. Eski sisteme göre öğrencinin notunu belirleyen yazılılar yerine, yıl içindeki çalışmaları belirlemeli. Klasik yazılı sınavlarda öğrenciyi köşeye sıkıştırmak yerine ölçmemiz gereken öğrencinin bilgiyi araştırma ve kullanma kabiliyetidir. Ben yazılı sınavlarda da gerekli bilgiyi ortak sınavlarda kendim kağıdın altına not olarak ekliyorum sınıf içi sınavlarda çeyrek A4 kağıdını serbest bırakıyorum. Gerekçem gayet açık, Bir kişi bir probleme çözüm getirdiğinde veya bir proje ortaya koyduğunda kim ona ‘ doğru söyle kitaplara baktın mı?’ diye sorar.
Artık öğrenciyi bol bol araştırmaya sevk edip bu araştırmalarını bize sunmasını isteyeceğiz. Küçük proje ödevleri vereceğiz. Yarışmalar yapacağız ve katılım ve emekleri notla değerlendireceğiz.
Yazılı sınavlara gelince, özellikle 9. Sınıflarda yanlış-doğru veya boşluk doldurma ve eşleştirme tarzı sorulara 50 puanlık yer verebiliriz. 30 puanlık yaptığımız deneyleri de kapsayan sorular. 20 puanlık da sınıfta üst seviye notları belirleyecek klasik sorular sorabiliriz. 10 sınıfta bu oranları 40-20-40 gibi 11 de 20-20-60 gibi sıralama yapabiliriz.
Bu konuyla alakalı daha geniş bilgiyi daha sonraki makalelerde ele alacağız. Ama arkadaşlar yorumlarıyla katkıda bulunurlarsa ortaya daha güzel uygulamalar çıkacağından şüphem yok.
Saygılarımla
Halil İbrahim Gündoğdu
higundogdu@gmail.com
http://fizikolimpiyat.com/