Evrenimiz o zaman genişliyordu ya şimdi?
Yazan : Nuri Balta | Yayınlanma tarihi: Kas 08 2005 | Kategori: Makaleler

Genişleyen bir evrende yaşadığımızın keşfi, 20 yüz yılda fizik biliminin en önemli buluşlarından biridir. Fizikçiler yüz yıllarca sabit bir evrende yaşadığımıza inandılar. Fakat 1910-20 yılları arasında bazı fizikçi ve astronomlar evrenin genişlediğine dair çeşitli ip uçları elde ettiler. Bu ipuçlarını değerlendiren Edwin Hubble isimli astronom 1929 yılında genişleyen evren teorisini buldu.
Edwin Huble teorisini 15 yıllık sabırlı ve birazda takip ettiği metotların şanslı bir şekilde doğru sonuç vermesi sonucunda buldu. Einstein, 1915 yılında geliştirdiği izafiyet teorisini bütün evrene uyguladığında ilginç bir sonuçla karşılaştı: Bütün evrenin ya genişliyor ya da darılıyor olması gerekiyordu. Fakat binlerce yıldan beri evrenin sabit olduğunu düşünen astronomlar gibi Einstein de kendi denklemlerini yalanlayarak evrenin boyutlarının değişebileceğine inanmadı.
Bu arada Vesto Slipher isimli astronom bazı nebülözlerden gelen ışığın spektrumu ile ilgili ayrıntılı bir çalışma yapmaktaydı. Bu nebülözlerin ışığının hemen hepsininki kırmızıya kaymaktaydı. Bu da nebülözlerin bizden çok büyük hızlarla uzaklaşmakta olduğunu gösteriyordu. Örneğin Sombrero Nebülözünün bizden uzaklaşma hızını 2,5 milyon mil/saat olarak hesapladı.
Bu arada Kaliforniya’daki astronomlar, dünya tarihinin 2,5m çapındaki en büyük teleskopunu inşa ediyorlardı. Edwin Hubble bu teleskop ile galaksileri incelemeye aldı. Hubble 10 yıl boyunca yüzlerce galaksinin bize olan uzaklıklarını ölçmek için yöntemler denedi. Hubble 1929 yılında, bulduğu uzaklıklar ile Slipher’in bulduğu kırmızıya kayma ölçümlerini kullanarak bugünkü Hubble diyagramını çizdi. Bu diyagrama göre Galaksilerin bize olan uzaklıkları ile kırmızıya kaymaları arasında doğru orantı vardı. Bir galaksi bizden ne kadar uzaksa o kadar hızlı uzaklaştığını gösterdi. Einstein’in öngördüğü gibi Hubble evrenin genişlediğini buldu. Einstein Hubble’nin sonuçlarını duyduğunda ‘kâinatın genişlediğini anlayamamak benim en büyük gafım oldu’ demiştir.
Bütün evren genişliyorsa, geçmişte bir zamanda bütün kâinatın tek noktadan başlamış olması gerekiyor. Büyük patlama teorisi şimdiki kâinata uygulandığında doğru sonuçlar vermektedir.
• En yaşlı yıldızlar büyük patlamadan daha az ömre sahipler.
• Şu an Kâinatta bulunan hidrojen ve helyumun miktarı büyük patlamadan sonra var olması gereken değer ile uyum içindedir.
• Büyük patlamanın kalıntılarından olan az miktardaki mikro dalga ışınımı şu anda kâinatın her tarafını doldurmuş bulunuyor.
Buradaki birinci sonuç bir rastlantı olabilir. Fakat ikinci ve üçüncü sonuçları açıklayan bir teori şimdilik bulunmamaktadır. Bu yüzden büyük patlama teorisi astronominin en büyük başarılarında birisi olmuştur.
Şunu göz önünden ayırmamız lazım. Kâinatın şu anda nasıl bir durum içinde olduğunu bilemeyiz. Biz kâinatın milyarlarca yıl önceki genişlemesinden bahsediyoruz. Milyarlarca yıl sonraki insanlar, eğer olurlarsa, kâinatın şu andaki halini inceleyecekler.
Nuri Balta
Leave a Reply
You must be logged in to post a comment.