<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Fizik Öğretmeni Ocak 2009 Sayı: 33</title>
	<atom:link href="http://www.fizikogretmeni.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fizikogretmeni.com</link>
	<description>Aylık Online Fizik Dergisi.</description>
	<pubDate>Sun, 14 Jun 2009 16:36:35 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.5</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>2009 Öss Fizik Soruları ve Cevapları ( Sadece Fizik )</title>
		<link>http://www.fizikogretmeni.com/2009-oss-fizik-sorulari-ve-cevaplari/</link>
		<comments>http://www.fizikogretmeni.com/2009-oss-fizik-sorulari-ve-cevaplari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2009 16:28:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editor</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikogretmeni.com/2009-oss-fizik-sorulari-ve-cevaplari/</guid>
		<description><![CDATA[Fizikogretmeni.com sitesi olarak sadece fizik  sorularını ve bunlara ait cevapları içeren pdf dosyalarını sizlerle paylaşmak istedik.

Aşağıdaki pdf uzantılı doss fizik 2009okümanları açabilmek için Adobe Reader &#8216;ın 5.0   veya üstü sürümünün sisteminizde yüklü olması gerekmektedir. Eğer dokümanları kaydetmek istiyorsanız, kaydetmek istediğiniz dokümanın üzerine sağ tıklayıp &#8220;Hedefi Farklı Kaydet&#8221; seçeneğini seçiniz.
2009 fizik 1 sorulari ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fizikogretmeni.com sitesi olarak sadece fizik  sorularını ve bunlara ait cevapları içeren pdf dosyalarını sizlerle paylaşmak istedik.</p>
<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/oss2009fizik.gif"><img class="alignnone" title="oss fizik 2009" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/oss2009fizik.gif" alt="" width="329" height="358" /></a></p>
<p>Aşağıdaki pdf uzantılı doss fizik 2009okümanları açabilmek için Adobe Reader &#8216;ın 5.0 <span id="BelgeMetin1"><span style="font-size: x-small;"> <a href="http://www.adobe.com/products/acrobat/readstep2.html" target="_blank"><span style="color: #000000;"><img src="http://www.osym.gov.tr/resimgoster.aspx?DIL=1&amp;BELGEANAH=33745&amp;RESIMISIM=acrobat.gif" border="0" alt="" width="88" height="31" /></span></a> </span></span>veya üstü sürümünün sisteminizde yüklü olması gerekmektedir. Eğer dokümanları kaydetmek istiyorsanız, kaydetmek istediğiniz dokümanın üzerine sağ tıklayıp &#8220;Hedefi Farklı Kaydet&#8221; seçeneğini seçiniz.<span id="more-1870"></span></p>
<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/2009fizik1cevapli.pdf">2009 fizik 1 sorulari ve cevaplari</a></p>
<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/2009fizik2cevapli.pdf">2009 fizik 2 sorulari ve cevaplari</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikogretmeni.com/2009-oss-fizik-sorulari-ve-cevaplari/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ARABALARDAN ATILAN CİSİMLERİN MOMENTUMU:</title>
		<link>http://www.fizikogretmeni.com/arabalardan-atilan-cisimlerin-momentumu/</link>
		<comments>http://www.fizikogretmeni.com/arabalardan-atilan-cisimlerin-momentumu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 May 2009 17:26:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halil İbrahim Gündoğdu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikogretmeni.com/?p=1839</guid>
		<description><![CDATA[Bu arabalardan neden bir şeyler atarlar ki;
Arabalardan bir şeyler atanlara bende kızarım. Geçen yaz havaalanından geliyorum. Önümde Avrupa plaka 4&#215;4 pahalı cinsten bir jeep, camdan dışarı caddenin orta yerinde çöp atılınca arkadan yaklaştım ve ‘Avrupa da bunu yapabiliyormusunuz? ’’ diyecektim. Arabanın camı açık, baktım bir abla  bunu yapan… Hadi neyse dedim, kalbini kırmayayım.
Tabi bu arabadan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/mancinik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1845" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/mancinik-300x224.jpg" alt="" width="192" height="143" /></a>Bu arabalardan neden bir şeyler atarlar ki;<br />
Arabalardan bir şeyler atanlara bende kızarım. Geçen yaz havaalanından geliyorum. Önümde Avrupa plaka 4&#215;4 pahalı cinsten bir jeep, camdan dışarı caddenin orta yerinde çöp atılınca arkadan yaklaştım ve ‘Avrupa da bunu yapabiliyormusunuz? ’’ diyecektim. Arabanın camı açık, baktım bir abla  bunu yapan… Hadi neyse dedim, kalbini kırmayayım.<br />
Tabi bu arabadan atılan cisimler eninde sonunda fizikçilerin başına düşüyor. Yani arabadan atılan cisimlerin hızını hesaplamak yine fizikçilere veya fizikle uğraşmak zorunda olan sevgili öğrencilerimize kalıyor.<br />
<span id="more-1839"></span>Arabadan atılan cisimler için; atıldıkları araba veya buna sistem diyelim, dikkat etmemiz gereken hususlar vardır:</p>
<ul>
<li> Sistemde enerji korunur, (enerji skaler büyüklüktür)</li>
</ul>
<ul>
<li> Sistemde momentum korunur, (momentum vektörel büyüklüktür, işlemler vektörel yapılır.)</li>
</ul>
<ul>
<li> Hızı kullanırken bağıl hıza dikkat etmemiz gerekir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Hız yere göre mi araca göre mi alınmış…</li>
</ul>
<ul>
<li>Bulunacak hıza yön tayin edilmez yani (-) işareti konulmaz.</li>
<li>Arabaya göre atılan cismin momentum değişimi arabanın momentum değişimine eşittir.</li>
</ul>
<p>Arkadaşlardan ‘Değişik kitaplarda değişik sonuçlar veren çözümler kafamızı karıştırmaktadır’’<br />
yorumu gelmektedir. Bunun sebebi de yukarda ki bahsettiklerimizden bir tanesinde yaptığımız hata olabilir.<br />
Birkaç değişik durumu inceleyip piyasadaki kitaplardan soru çözelim;<br />
Aşağıdaki yazacaklarımız çözümlerden hiçbirisi formül değildir. Sadece o anki duruma göre yukarıdaki ifadeler dikkate alınarak yazılmışlardır. Yani bu işin bir formülü yok. Tüm farklı durumlara dikkat edeceğiz.</p>
<p>f.Arabadan düşey yukarı cisim atılırsa;</p>
<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/mk1.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1841" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/mk1-300x148.jpg" alt="" width="300" height="148" /></a></p>
<p>Çözüm;<br />
Cisim atıldıktan sonrada aynı yatay hıza sahip olacağı için Enerji ve momentum korunumundan<br />
Yatayda yazmaya gerek olmasa da el alışkanlığı olsun;</p>
<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/f-cozum.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1847" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/f-cozum.jpg" alt="" width="267" height="78" /></a></p>
<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/mk2.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1846" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/mk2-300x150.jpg" alt="" width="300" height="150" /></a></p>
<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/ff-cozum1.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1858" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/ff-cozum1-300x108.jpg" alt="" width="379" height="137" /></a></p>
<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/mk3.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1850" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/mk3-300x161.jpg" alt="" width="328" height="176" /></a></p>
<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/fff-cozum.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1849" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/fff-cozum.jpg" alt="" width="243" height="76" /></a></p>
<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/mk4.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1851" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/mk4-300x134.jpg" alt="" width="331" height="147" /></a></p>
<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/ffff-cozum.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1853" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/ffff-cozum-300x122.jpg" alt="" width="374" height="152" /></a></p>
<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/mk5.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1852" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/mk5-300x151.jpg" alt="" width="325" height="164" /></a></p>
<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/fffff-cozum.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1854" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/fffff-cozum-300x104.jpg" alt="" width="337" height="116" /></a></p>
<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/mk6.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1856" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/05/mk6-300x292.jpg" alt="" width="322" height="313" /></a></p>
<p>A) Doğru.    Yatay momentum değişimi sıfır</p>
<p>B) Doğru.    Momentum değişimi (+)</p>
<p>c) Yanlış.    Böyle bir durum için cisim arabaya zıt yönde atılmalı</p>
<p>D) Doğru.   Momentum değişimi sıfır.</p>
<p>E) Doğru.   Momentum değişimi(-)</p>
<p>Saygılarımla,</p>
<p>Halil ibrahim Gündoğdu</p>
<p>higundogdu@gmail.com</p>
<p><a href="http://www.fizikolimpiyat.com">http://www.fizikolimpiyat.com</a></p>
<p><img src="/Users/HB71F~1.IBR/AppData/Local/Temp/moz-screenshot-1.jpg" alt="" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikogretmeni.com/arabalardan-atilan-cisimlerin-momentumu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Mart 2009 Olimpiyat Soruları:</title>
		<link>http://www.fizikogretmeni.com/mart-2009-olimpiyat-sorulari/</link>
		<comments>http://www.fizikogretmeni.com/mart-2009-olimpiyat-sorulari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2009 21:46:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halil İbrahim Gündoğdu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Olimpiyat Soruları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikogretmeni.com/?p=1832</guid>
		<description><![CDATA[1.Soru
Emk ları ve iç dirençleri aynı olan piller 129ohm luk bir dirence önce paralel sonra seri bağlanıyor. Seri bağlamada pillerden birinin çıkış voltajında paralel bağlamaya göre %10’luk bir düşme gözleniyor. Buna göre kaç tane pil kullanılmıştır? Hangi bağlamada direncin çektiği güç büyüktür?

2.soru
Emk sı 9V olan ve iç direnci nispeten büyük bir pilin kutupları arasına üç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1.Soru</p>
<p>Emk ları ve iç dirençleri aynı olan piller 129ohm luk bir dirence önce paralel sonra seri bağlanıyor. Seri bağlamada pillerden birinin çıkış voltajında paralel bağlamaya göre %10’luk bir düşme gözleniyor. Buna göre kaç tane pil kullanılmıştır? Hangi bağlamada direncin çektiği güç büyüktür?</p>
<p><span id="more-1832"></span></p>
<p>2.soru</p>
<p>Emk sı 9V olan ve iç direnci nispeten büyük bir pilin kutupları arasına üç tane voltmetre seri olarak bağlanıyor. Birinci voltmetre 2,4V ikinci voltmetre 2,9V ve üçüncü voltmetre ise 3,6V’u gösteriyor. Aynı voltmetreler pilin kutuplarına paralel olarak bağlansalardı ne gösterirlerdi?</p>
<p>3.Soru</p>
<p>r yarıçaplı bir sabun köpüğü U potansiyeline kadar yükleniyor. Köpüğün duvar kalınlığı d dir. Köpük patlıyor ve küresel kabul edilebilecek bir damla haline geliyor. Damlanın potansiyelini bulunuz.</p>
<p>Halil İbrahim Gündoğdu</p>
<p>higundogdu@gmail.com</p>
<p><a href="http://www.fizikolimpiyat.com">http://www.fizikolimpiyat.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikogretmeni.com/mart-2009-olimpiyat-sorulari/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ocak 2009 Olimpiyat Soru Çözümleri</title>
		<link>http://www.fizikogretmeni.com/ocak-2009-olimpiyat-soru-cozumleri/</link>
		<comments>http://www.fizikogretmeni.com/ocak-2009-olimpiyat-soru-cozumleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2009 21:30:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halil İbrahim Gündoğdu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Olimpiyat Soru Çözümleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikogretmeni.com/?p=1826</guid>
		<description><![CDATA[1.Soru


2.Soru

3.Soruyu fatih02  çözmüş tebrik ederiz.
Halil İbrahim Gündoğdu
higundogdu@gmail.com
http://www.fizikolimpiyat.com
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1.Soru</p>
<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/03/optik3-giris-cozum.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1827" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/03/optik3-giris-cozum-268x300.jpg" alt="" width="215" height="241" /><span id="more-1826"></span></a></p>
<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/03/optik3-cozum.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-1828" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/03/optik3-cozum.jpg" alt="" width="345" height="1015" /></a></p>
<p>2.Soru</p>
<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/03/mekanik7.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-1829" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/03/mekanik7.jpg" alt="" width="407" height="1019" /></a></p>
<p>3.Soruyu fatih02  çözmüş tebrik ederiz.</p>
<p>Halil İbrahim Gündoğdu</p>
<p>higundogdu@gmail.com</p>
<p><a href="http://www.fizikolimpiyat.com">http://www.fizikolimpiyat.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikogretmeni.com/ocak-2009-olimpiyat-soru-cozumleri/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Günümüzde Nanoteknoloji ve Silahlar</title>
		<link>http://www.fizikogretmeni.com/gunumuzde-nanoteknoloji-ve-silahlar/</link>
		<comments>http://www.fizikogretmeni.com/gunumuzde-nanoteknoloji-ve-silahlar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2009 22:35:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Volkan Kor</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikogretmeni.com/?p=1734</guid>
		<description><![CDATA[Yakın Günlerin Nanoteknolojilere Dayanan Silahları
                                                                        En büyük ülke bizim ülke,
                                                                       En büyük asker bizim asker.
                                                       (Her ülkede, çoğu insan için geçerli sloganlar.)
             İkinci dünya savaşı başladığında herhangi bir hedefi vurmak için kullanılacak bombalar, uçak ve gemilerle o bölgeye taşınırdı. Bu bombaların patlamasıyla açığa çıkan enerji kimyasal tepkimelere dayanırdı, bu nedenlerle atom ve özellikle de hidrojen bombaları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';">Yakın Günlerin Nanoteknolojilere Dayanan Silahları</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"> </span><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">                                                                       </span>En büyük ülke bizim ülke,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">                                                          </span><span style="yes">             </span>En büyük asker bizim asker.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">                                                       </span>(Her ülkede, çoğu insan için geçerli sloganlar.)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"> </span><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">            </span>İkinci dünya savaşı başladığında herhangi bir hedefi vurmak için kullanılacak bombalar, uçak ve gemilerle o bölgeye taşınırdı. Bu bombaların patlamasıyla açığa çıkan enerji kimyasal tepkimelere dayanırdı, bu nedenlerle atom ve özellikle de hidrojen bombaları gibi dağıtıcı ve yakıcı değillerdi. Şimdi kimyasal yakıta dayalı en güçlü bombalar vakum bombalarıdır ve bunların etkisi de en küçük atom bombasınınkine yakındır. Doğal olarak farklı amaçlar için farklı tür bombalar da kullanılabilir.<span id="more-1734"></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">           </span>Atom bombası esasen çekirdek bombasıdır. Kimyasal yakıta dayalı bombalarda, atomlardaki valans elektronları etkileşmeyi (tepkimeyi) gerçekleştirirler. Bu elektromanyetik etkileşmenin etkileşme katsayısı çekirdek etkileşmesininkinden 137 kere küçüktür. Diğer yandan çekirdeğin boyutları atomunkinden yaklaşık 5-10 bin kere küçüktür. Çekirdek etkileşmenin potansiyelini de kabaca uzaklıkla ters orantılı olduğunu kabul edersek, yani elektriksel etkileşmeye benzetirsek: Bu <span style="bold">yaklaşımla</span> çekirdek tepkimesi sırasında birim kütleden, kimyasal tepkimedekinden 2-10 milyar defa daha fazla enerji ayrılacağını anlarız. Aslında birim kütlenin çekirdek tepkimeleri sırasında üretebildiği enerjinin miktarının, kimya tepkimeler sırasında üretilen enerjiye oranı milyardan biraz küçüktür.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">           </span>Atom ve hidrojen bombaları 1945-1954 yıllar arasında hem ABD, hem de Sovyetler Birliği’nin silahlı kuvvetlerine verilmeye başlanmıştı. Atom bombasını ilk olarak ABD ve hidrojen bombasını, Sovyetler Birliği kullanılır hale getirmişti. Kıtalar arası füzeleri ilk olarak Sovyetler Birliği elde etmiş ve uzaya 1957 yılında ilk uyduyu fırlatmıştı. Artık atom bombası taşıyan kıtalar arası balistik füzeler binlerce kilometre mesafeleri aşarak başka bir ülkeyi vurabilirdi.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">            </span>Bu yıllara kadar askeri önem taşıyan fabrikalar ve nükleer (hidrojen) başlıklar taşıyan füzeler yerleşim yerlerinden uzaklarda, çoğu zaman yeraltında gizlenirdi. Fakat 70’li yıllardan itibaren uydular bu bölgeleri ve benzeri tür çok enerji kullanılan binaları, yaydıkları ısısal ışıma sayesinde, kırmızı ötesi dalgalara duyarlı cihazlarla<span style="yes">  </span>geceleri bile kaydetmeye başladılar. Nitekim hemen herkes askerlerin kullandığı ve geceleri çevreyi görme imkanı veren cihazlar kullandığını bilir. Yine bu yıllardan başlayarak adoptiv optik sayesinde uydudan yerdeki otomobillerin plakalarını bile okuma imkanı kazanıldı.<span style="yes">  </span>Bu teknolojilerle, ABD için yeni teknolojiler üretimine dayanan yıldızlar savaşı projesi, Sovyetler Birliği karşısında büyük bir avantaja çevrilebilirdi. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">               </span>Amerika başkanı Reagan’ın döneminde, “yıldızlar savaşı” programı üzerine yarış Sovyet ekonomisini tam olarak çökertti. Reagan hükümeti gayet iyi biliyordu ki,<span style="yes">  </span>gerçekleri göz önüne almayan, halkının yaşam derdiyle fazla ilgilenmeyen Sovyetler Birliği’nin liderleri, ülkelerini maliyeti çok büyük olan bu yarışa sürükleyecekler ve ekonomik yönden de bütünüyle yıkılacakladı. (Bu dönemde Sovyetler’de her zaman gündemde olan:<span style="yes">  </span>“Amerika’ya ulaşalım ve önüne geçelim.” sloganına esprili bir atıfla: “Amerika’ya ulaşalım ama önlerine geçmeyelim. Çünkü geçersek çıplak kaldığımızı görecekler.” Diyenler de vardı.) </span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">       </span><span style="yes">         </span>Nasıl oldu da bilim, teknoloji ve bunlara bağlı olan üretim düzeyinde geride kalan Sovyetler Birliği, Amerika ile “Süper Güç” yarışına devam etmeye karar verdi? Apaçık ortadadır ki, ülkeyi yönetenler, en yüksek bilim ve teknolojinin, en güvenli süper güç olmanın temeli olduğunu anlamak istememişlerdi.<span style="yes">  </span>(Sovyetlerde durumu anlayanlar da az değildi. Bunu yukarıdaki esprili atıfları da gösterir.) Gerçeklerden kopmuş ülke yöneticilerinin düşünme kapasiteleri, hızla gelişen ilmi ve teknik düşüncenin<span style="yes">  </span>çok gerisinde kalmıştı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">                                                     </span>İnsan düşüncesi gördükleri ve yaşadıkları</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">                                                      </span>ile sınırlanır. Bu limiti aşmak için bilimsel</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">                                    </span><span style="yes">                  </span>düşüncenin hızla gelişmesi ve bu düşünce</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">                                                      </span>kullanılarak bilgiler elde edilmesi gerekir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">                                       </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">                                                       </span><span style="yes">                                     </span>Kuzma Prutkov</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">               </span>Hiçbir zaman unutmamak gerekir ki, eğitim, bilim ve yeni teknolojiler üretiminde geride kalan ülkelerin ekonomisi sağlam olamaz. Zamanla artan bilimsel gelişim temposu ile gelişme temposu düşük olan ülkeler gitgide daha da geride kalmaktadırlar. Böyle ülkeler üretimin seviyesini ve hacmini artırmayan alanlara parasal yatırımlarını azaltmalıdırlar. Sovyetler Birliği ise askeri masrafları hiç kısıtlamadı ve sonuçta çok büyük bir hızla çöktü. Yıldızlar Savaşı programının bir önemli sonucu da, ABD’nin Sovyet füzelerini havalandığı yerde, uzaydan hemen vurma imkanını kazanmasıydı. Bu proje sayesinde, düşmanın önemli hedeflerini eskisi gibi binlerce kilometreden değil,<span style="yes">  </span>sadece birkaç yüz kilometre mesafeden, uzaydan, vurma imkanı doğmuştu.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">               </span>Bundan sadece 50 yıl önce bile ABD ve Rusya gibi ülkeler askeri tesislerini kara kuvvetleri için ulaşımı çok zor olan bölgelere yerleştirdiklerinde stratejik anlamda avantajlı sayılırlardı. Oysa uzayda yerleşen savaş teknolojilerinin, bilgisayarlarla yapılan tahribatların, yeni teknolojiler ve ithal maddelerin ambargosunun Sovyetler Birliği gibi bir ülkenin tamamen çökmesi için yeterli olduğunu gördük. Genetik silahlar için de hiçbir önemli stratejik bölge anlam taşımıyor. Eskiden okyanuslar, denizler, dağlar… stratejik önem taşıyorlardı, ama şimdi gelişmiş fikirler, yeni bilim ve teknolojilerin üretimi ön plana çıkmıştır. Artık günümüzün bilgi çağında doğal zenginliklerin de fazla önemi kalmamıştır. <strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">              </span>Yıkıcı ve yakıcı bombalara paralel olarak kimyasal ve biyolojik silahlar da geliştirilip üretildiler. Ama bu tür silahlar sivillere de çok zarar verdiğinden bunlara karşı dünyanın her yerinde insanlar seslerini yükseltti. Böylece de kimyasal ve biyolojik silahların kullanımı yasaklandı. Ayrıca böyle silahları kimlerin ve ne zaman kullandığı kolayca belirlenebilirdi. Bunların yerine yeni silahlar üretmek gerekirdi. Ne zaman ve kimler tarafından kullanıldığı bilinemeyen ve çok daha fazla insanı kolayca etkileyen yıkıcılar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">             </span>Biliyoruz ki, bütün canlılar genetik türlerine göre farklılaşırlar. Diğer yandan dünya ülkelerinin geneli bilime (tarım, tıp, temel bilimler) ve yeni teknoloji üretimine pratik olarak katkıda bulunmazlar. Fakat bu halkların zaten hepsi tükenmekte olan, enerji ve diğer fosil kaynaklardan; ekip-biçmek için gereken topraklardan, sulardan; temiz havadan ve diğer doğal kaynaklardan yararlanmaktadırlar. Bu nedenle de bilime ve teknolojiye katkıda bulunmadığı halde hızla çoğalan tüketici nüfusun sayısını azaltmak, belirli bir kısmını gelişmiş halklar için yararlı şekle getirmek düşüncesi ortaya atılmıştı. Aslında böylesi fikirlerin tarihi çok yıllar öncesine dayanmasına rağmen, genetik silahların üretimi son 10-15 yılda büyük önem taşımaya ve tüm silahlar arasında ön plana çıkmaya başlamıştır. Böyle silahlar insanlar üzerinde de denenmiştir ve benzer deneylerin yapılmasına devam edilmektedir. Genetik silahların yaygın kullanımına yaklaşık 10 yıl sonra başlanabilecektir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">  </span><span style="yes">             </span>Ülkelerin ekonomisini çökertmek için asfaltı, betonu, metalleri ve boyaları dağıtan (yiyen) mikroorganizmalar bile üretilmektedirler. Düşman sayılan ülkelerin elindeki bilgileri bozmak ve iletişimine zarar vermek, ellerindeki silahlarının kullanılamaz hale gelmesini sağlamak için bilgisayar programları geliştirilmektedir. Bunların dışında geni bozuk gıdaların kullanılması, insan sağlığına zararlı suyun içirilmesinin de bir silah etkisi gösterdiğinin de unutulmaması gerekir. Yeni silahlar çok farklı türlerdedir; eğitim sistemi ve bilim alanlarındaki önemli kusurların da ülkenin ekonomisini çökerten, insanların gelişmesini engelleyen bir silah olduğunun farkedilmesi gerekir. Şimdi savaşlar her yerde ve sürekli devam ediyor; halkların çoğu da kendi ülkelerini çökertmek yolunda süratle ilerliyorlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">              </span>Gelişmiş ülkeler, gelişmenin hangi temellere dayanarak geliştiğini pek anlamayan ve uğursamayan toplumları sürekli çökme yoluna itiyorlar. Bununla birlikte, belli toplumdaki belli başlı insanları (savaş olmadığında, özellikle terörist ve uyuşturucu mafyası elebaşlarını) öldürmek zorunda da kalıyorlar. Bu ve benzer<span style="yes">  </span>maksatlarla keşif yapan cihazlar çok küçük boyutlarda olmalıdır. Örneğin özel timlerin, el kadar hatta daha küçük boyutlarda savaş çekirgeleri vardır. Bunlar alçaktan uçar, fotoğraf çeker, sesleri dinler ve bilgileri gereken yerlere iletirler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">               </span>İsrailliler’in, bir parmak ucunda yerleşebilen nanoteknoloji ürünü arıları, keşif yapar, bilgi iletir ve aranan insanları bulabilirler. Bu insanlar araba ve tank içinde olsalar bile, bir fırsatını bulup içeri giren arılar patlarlar. Sonuçta insanlar ölür, araçlar bozulur. Sadece keşif amaçlı olan cihazlar mikro boyutlarda da yapılacaktır. Bunlar, havadaki toz gibi, görünmez şekilde uçacaklar ve merkezlere bilgi ileteceklerdir. Örnekler verdiğimiz teknolojilere benzer silahlarla donatılan tek bir asker, küçük bir askeri birliğin ulaşabileceği hedefe tek başına ulaşabilecektir. Bu da eğitimin seviyesinin yükselmesinin ne büyük bir önem taşıdığını göstermektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">               </span>Yukarıda uzaya yerleştirilmiş askeri uyduların yerdeki hedefleri vurmakta ne kadar önemli olduğunu hatırlatmıştık. Bu uyduların tonlarca ağırlıkları vardır. Oysa Japonlar’ın daha küçük uydularla daha yüksek seviyede ve kapsamlı bilgilere ulaşabildiğini onlarca yıldır biliyoruz. Şimdi ise askeri amaçlı uyduları vurabilmek için kütleleri gramlarla ölçülen uyduların tasarımları hazırlanmaktadır. Bunlardan uzaya bir çoğunu bile göndermek bile zor değildir. Orada yerleştirilmiş böyle mini uyduların, gerektiğinde düşman ülkenin uydularına saldırmaları ve onları imhaları düşünülmektedir. Bunlar da yakın zamanda<span style="yes">  </span>gerçekleşmesi beklenen ürünlerdir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">                 </span>Gelişmiş ülkeler ne kadar gelişirlerse gelişsinler, ne kadar diğer toplumlardan arayı açarlarsa açsınlar, diğer ülkelerden ne denli daha güçlü olurlarsa olsunlar, gelişmemiş toplumlar yine de mutlu olacaklardır. Çünkü en büyük ülke onların ülkesidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"> </span></p>
<p class="MsoBodyTextFirstIndent" style="justify"><span style="'Book Antiqua';"><span style="yes">  </span>Akdeniz Üniversitesinden emekli Prof. Dr. Oktay Hüseyin</span></p>
<p class="MsoBodyTextFirstIndent" style="justify"><span style="AR-SA;">Volkan Kor, Fizik Öğretmeni (volkan-kor@hotmail.com)</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikogretmeni.com/gunumuzde-nanoteknoloji-ve-silahlar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Fizikçilerimize Değer Veriyor muyuz?</title>
		<link>http://www.fizikogretmeni.com/fizikcilerimize-deger-veriyor-muyuz/</link>
		<comments>http://www.fizikogretmeni.com/fizikcilerimize-deger-veriyor-muyuz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2009 22:35:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Volkan Kor</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikogretmeni.com/?p=1738</guid>
		<description><![CDATA[GEÇMİŞ YILLARIN ÖSS SORU VE CEVAPLARINDAKİ KUSURLARI
                                           ORTAYA ÇIKARMAK SUÇ MU?
 
                                                    Hiçbir temeli olmadan kendi zekanın en iyisi olduğuna
                                                               inanmakla mutlu olunuyorsa, durma ol. 
                                                                                       Kuzma Prutkov 
                  Bilindiği gibi gerçek bilgi, sahibi olmak ve bilimsel düşünceyi geliştirmek bizim gibi toplumlarda hiçbir zaman ön plana çıkmıyor. Herkes diploma peşinde. Diğer yandan biliyoruz ki, en büyük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="justify;"><em><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;">GEÇMİŞ YILLARIN ÖSS SORU VE CEVAPLARINDAKİ KUSURLARI</span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><em><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="yes;">                                           </span>ORTAYA ÇIKARMAK SUÇ MU?</span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><em><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"> </span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="bold;"><span style="yes;">                                                    </span>Hiçbir temeli olmadan kendi zekanın </span><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;">en<span style="bold;"> </span>iyisi<span style="bold;"> olduğuna</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="bold;"><span style="yes;">              </span><span style="yes;">                                                 </span>inanmakla mutlu </span><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;">olunuyorsa<span style="bold;">, durma ol. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="bold;"><span style="yes;">                                                                                       </span>Kuzma Prutkov </span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><em><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"> </span></em><span style="small;"><em><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="yes;">                 </span>Bilindiği gibi gerçek bilgi, sahibi olmak ve bilimsel düşünceyi geliştirmek bizim gibi toplumlarda hiçbir zaman ön plana çıkmıyor. Herkes diploma peşinde. Diğer yandan biliyoruz ki, en büyük bilim adamları, matematikte ve fizikteki en büyük buluşlarını 22-26 yaşları arasında yapmışlardır.</span></em><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"> Örneğin Isaac Newton (1643–1727) unutulmaz fizik kanunlarını <span style="bold;">ve matematiğe</span> en büyük katkılarını 26 yaşına ulaşmadan elde etmişti. Albert Einstein(1879–1955) 24 yaşında yaptığı çalışması için Nobel ödülü almış ve 25 yaşında yaptığı iş ile dünyanın en büyük bilim adamı olduğunu <span style="bold;">ispatlamıştır</span><strong>.<span id="more-1738"></span></strong></span></span></p>
<p class="MsoBodyTextFirstIndent2" style="justify;"><span style="small;"><strong><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="yes;">                 </span></span></strong><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="yes;"> </span>Fransız matematikçi ve astronom Alexis-Clod Clero (18.yüzyıl) Paris Akademisi’nde ilk bildirisini sunduğunda 12 yaşındaydı. Fizik ve matematik konularında en büyük işleri yapmış kişilerden bazıları, ilk bilimsel makalelerini 13–14 yaşlarında yazmışlardır (örneğin <span style="bold;">James Maxwell(1831–1879) ve William Hamilton(1805–1865)).<span style="yes;">  </span>Adını matematik (yüksek cebir)</span> tarihine yazdıranlar içinde,<span style="yes;">  </span>21 yaşında düelloda öldürülmüş Evariste Galois(1811–1832) de vardır. İki yaşında kitap okumaya başlayan ünlü fizikçi Thomas Young (1773-1829), içlerinde Türkçe ve Arapça da bulunan yaklaşık on dil biliyordu ve 23 yaşında tıpta doktora yapmıştı. Paul Dirac(1902-1984) ve Werner Heisenberg(1901–1976) gibi dehalar da böyle genç yaşlarında zirveye ulaşmışlardır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="yes;">                </span>Orta eğitim yıllarında çok büyük hızla gelişmenin ne kadar önemli olduğu yukarıdaki örneklerden anlaşılmaktadır. Bu da bize çocukların (dolayısıyla toplumun) geleceğinde en büyük etkisi olan<em><span style="normal;"> orta eğitime ve ÖSS sınavlarına ne kadar ciddi yaklaşmamız gerektiğini gösteriyor. Bizim eğitim sistemimiz bu sınavlara odaklanmıştır.</span></em> Okul ve dershane programına ve eğitim yöntemine fedakarlıkla hayatını vermiş deha sayılabilecek çocuklar ÖSS sınavlarına <span style="bold;">bugün istenilen</span> şekliyle odaklanarak, gelecekte çok iyi <span style="bold;">birer</span> bilim adamı olma potansiyelini kaybediyorlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="yes;">               </span>Üniversitelerimiz öğrencileri ile orta okullar (özellikle kolejler ve Anadolu <span style="bold;">Liseleri</span>) kadar ilgilenmiyorlar. İlgilenseydiler bile pek iyi bir şey elde edemezlerdi. Çünkü öğretim üyeleri üniversitede anlatılması gereken dersleri, orta öğretimdeki öğretmenlerin okul programını bildikleri oranda, <span style="bold;">genelde</span> bilmiyorlar. Bir sürü derse öğretim üyeleri yerine asistanlar giriyorlar. Diğer yandan üniversitelerin genelde ne gereken şekilde laboratuarları, ne de kütüphaneleri var. Daha ötesi, üniversitelerin <span style="bold;">vazifelerinin arasına</span> iyi eğitim, gerçek bilim ve yeni teknolojiler üretimi gibi hedeflerin de koyulduğu hiç gözükmüyor. Türkiye’de böyle problemleri ciddi şekilde karşısında bulunduran her hangi bir kurumun olduğunu ne <span style="bold;">gördüm</span>, ne de bilim düzeyi yüksek birinden <span style="bold;">duydum</span>. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="yes;">   </span></span><span style="Tahoma;"><span style="yes;">          </span>Acaba fizik profesörlerimizin yarısı bile, lise seviyesindeki fiziği iyi </span><span style="Tahoma;">biçimde<span style="bold;"> (kapsamlı ve derinlikli) biliyor mu ve anlıyor mu? Üniversitede fizik dersi anlatmak için; bilim ve yeni teknolojiler üretimi alanında en üst </span>düzey <span style="bold;">görevlerde olmak için lise fiziğini iyi </span>düzeyde<span style="bold;"> bilmeye gerek var mı? Lise fiziğini bile derinden ve kapsamlı şekilde anlamak, çoğumuzun sandığı gibi, kolay bir şey değildir. Bütün dünyada durum yaklaşık böyledir. Ama gelişmiş ülkelerde yeterli sayıda geniş ve çok derin bilgisi, çok gelişmiş bilimsel düşüncesi ve sezgisi olan bilim adamları vardır. Örnek olarak hatırlatalım ki Yakın ve Orta Doğu ve Afrika ülkelerinden hiçbir kişi Fizik Nobel ödülü kazanmamıştır. </span>Yalnızca<span style="bold;"> Hindistan kökenli iki ve Pakistan kökenli bir kişi bu ödülü almıştır. </span>Böyleyken,<span style="bold;"> 15 milyon nüfusu olan Hollandalılar’dan<span style="yes;">  </span>15 kişi Fizik Nobel ödülü almıştır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Tahoma;"><span style="yes;">                 </span>Düşünmek</span><span style="Tahoma;"> gerekir ki, siyaset, edebiyat, tarih, müzik, askeri ve benzer alanlarda dünyaca ünlü (TV programlarında ve gazetelerdeki<span style="bold;"> isimleri geçen ünlüler </span>değil, dünya ölçeğinde yaratıcı olanlar)<span style="bold;"> insanlar </span>her bir kıtadan(bölgeden) çıkmışlardır.<span style="bold;"> </span>Ama temel bilimler ve yeni teknolojiler alanında en büyük sonuçları elde edenler<span style="bold;"> </span>dünyanın<span style="bold;"> yalnızca </span>bazı küçük bölgelerinden çıkmışlar.<span style="bold;"> </span>Örneğin Sovyetler Birliği’nde dünyaca<span style="bold;"> </span>ünlü olarak <span style="bold;">ülkemizden; </span>politikacı<span style="bold;"> olarak </span>Atatürk<span style="bold;"> </span>ve <span style="bold;">uç</span> düşünceleri ile Aziz Nesin tanınırdı.<span style="bold;"> </span>Matematikçiler ve teorik fizikçiler içinde Feza Gürsey,<span style="yes;">  </span>ODTÜ’den istifaya zorlanarak Türkiye’yi terk etmeden<span style="yes;">  </span>önceden tanınırdı. </span></p>
<p class="MsoBodyTextFirstIndent" style="justify;"><span style="Tahoma;"><span style="yes;">              </span></span><span style="Tahoma;">Eskiden<span style="bold;"> </span>temel bilimlerin ve teknolojinin insan yaşamındaki önemi çok azdı.<span style="bold;"> </span>O<span style="bold;"> dönemlerde</span></span><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"> <span style="bold;">Öklid dışı geometri kurmak isteyen matematikçiler sırasında yer alan ünlü Azeri Türk’ü </span>dediğimiz,<span style="bold;"> Nasir al-Din Tusi<span style="yes;">  </span>(1201–1274)<span style="yes;">  </span>hapsedilerek zindana atılmıştır. (Tusi, İran’ın Horasan kendinde doğmuş ve bazı yazılarda Fars olarak </span>anılmaktadır<span style="bold;">.)</span> <span style="bold;">Şimdiki İran Azerbaycan’ı<a name="_ftnref1" href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-admin/#_ftn1"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="footnote;">[1]</span></span></a> 1256 yılında Moğol hanlarından biri olan Hülagü Han (Cengiz Han’ın oğlu) tarafından işgal edildi. Hülagü Han,<span style="yes;">  </span>Nasireddin’e büyük değer verdiğinden onu zindandan çıkardı ve çalışması için büyük bir rasathanenin inşa edilmesi emrini verdi.</span><strong> </strong><span style="bold;">Nasireddin öldükten sonra onun dünyaca ünlü Maraga Rasathanesi ve zengin bilimsel mirası dağıtıldı. Onun bazı matematik kitapları,<span style="yes;">  </span>astronomik cetvelleri ve gök küresi(globe)<span style="yes;">  </span>Almanya’daki Dresden Galerisi’nde korunmaktadır. </span></span></p>
<p class="MsoBodyTextFirstIndent" style="justify;"><strong><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="yes;">                </span></span></strong><span style="bold;">Samerkant’ın sultanı Uluğ Bey (1394–1449) yaşadığı zamanlarda dünyanın en büyük ve önemli rasathanesini kurmuştu. Bilindiği gibi Johannes Kepler (1571–1630)</span><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="yes;">  </span>gezegenlerin <span style="bold;">yörüngeleri için geçerli olan yasalarını Tycho Brahe’nin (1546–1601) gözlemsel sonuçlarına dayanarak oluşturmuştur. Aslında gezegenlerin gökyüzündeki hareketlerine bağlı gözlemler, Uluğ Bey tarafından, Thco Brahe’den daha önce ve çok daha</span> hassas <span style="bold;">olarak yapılmıştır.</span> <span style="bold;">Fakat bu gözlem sonuçları, dünyaya gerektiği şekilde yayılmamış ve Uluğ Bey öldürüldükten(bu işe oğlu da karışmıştır) hemen sonra orada astronomi çalışmalarının sürmesi yasaklanmıştır.</span> <span style="bold;">Uluğ Bey’in yaptığı duyarlı cihazlar ve rasathanesi ise dağıtılmıştır. Böylelikle, dünyanın en büyük astronomlardan biri olan Uluğ Bey’in yaptığı çok değerli gözlemler dünya bilimine yeterince etki yapamamıştır. Hatırlatalım ki, Uluğ Bey’in bilimsel mirasını kapsamlı şekilde </span>günyüzüne <span style="bold;">çıkaran ve dünyada en fazla tanıtan kişi Sovyet bilim adamı Sheglov olmuştur.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><strong><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="yes;">             </span></span></strong><span style="bold;">O dönemlerde toplumun bilimadamına ve özellikle de yenilik getirenlere saygısının olmamasını anlamak </span><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;">bir yere kadar mümkündür<span style="bold;">.</span> <span style="bold;">Toplumun cahil olduğu ölçüde, atalarından gelen alışkanlıklarından, geleneklerinden vazgeçmez ve kültürel seviyesini yükselten yeni düşünceleri kabul etmek istemez. Böyle toplumlar için düşünme gerektirmeyen, </span>alışılagelmiş<span style="bold;"> basit fikirler daha değerlidir.</span><strong> </strong></span></p>
<p class="MsoBodyText2" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="small;"><span style="#f9f9f9;"><span style="Book Antiqua;"><span style="yes;"><strong>             </strong></span><span style="bold;"><span style="yes;">  </span>Bilindiği gibi milletlerine ve ülkesine dünya tarihinde yer ve saygı kazandıranlar,<span style="yes;">  </span>genelde sayıları çok az olan bilim ve kültür insanlarıdır. Yaşadığı toplum ve devlet, adını ve milletini tarihe yazdıran insanları, yükseklerde tuttuğu, değer verdiği ölçüde gelişir ve saygın olarak kalır. Buhara’lı ünlü bilim insanı, hekim ve İslam filozofu olan İbn-i Sina (980-1037) </span></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><strong><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"> </span></strong></p>
<h1><span style="small;"><span style="#f9f9f9;"><span style="Book Antiqua;"><span style="yes;">                                   </span>&#8220;Bilim ve sanat takdir görmediği yerden göçer.&#8221; </span></span></span></h1>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><strong> </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="bold;">diyerek bu durumu daha ortaçağda ortaya koymuştur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="468.0pt;"><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="yes;">                </span>Günümüzde <span style="bold;">ülkelerin kalkınmasının<span style="yes;">  </span>%76’sı temel bilimlerin ve onlara bağlı olan yeni teknolojiler üretiminin gelişmesine ve yalnız<span style="yes;">  </span>%5’i topraklarının<span style="yes;">  </span></span>(yeryüzü ve yeraltı kaynaklarının)<span style="bold;"> zenginliklerine bağlıdır. Hükümetlerin</span> <span style="bold;">ve iş adamlarının fedakar ve dürüstçe çalışmaları, işçilerin alanlarında uzman olmaları ise ortalama olarak kalkınmanın %19’una karşılık geliyor.</span> Bu yüzden<span style="bold;"> yüksek vazifelerdeki yöneticilerin </span>eğitiminin, temel bilimlerin ve yeni teknolojiler <span style="bold;">üretiminin önemini iyi bilmeleri gerekir. Ama insan, en fazla ilgilendiği konuları en iyi derecede bilir. </span>Bizim toplumları ve liderleri<span style="bold;">ni ilgilendiren konular ise temel bilimlerden çok uzaktadırlar. Bu nedenle de, yaklaşık dört bin yıl önce Bağdat’da nehir altından tünel yapmış olan toplum 1-2 bin </span>yıllık<span style="bold;"> tarihi olan Avrupalılar’dan çok çok gerilerde kalmışlardır.<span style="yes;">  </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><strong><span style="Tahoma;"><span style="yes;">   </span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Tahoma;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Tahoma;"><span style="yes;">                                                                                 </span>Bir ev taşlardan yapıldığı gibi, </span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Tahoma;"><span style="yes;">          </span><span style="yes;">                                                                       </span>bilim de olgulardan inşa edilir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Tahoma;"><span style="yes;">                                                                          </span>Ama nasıl bir yığın taşa ev denmezse,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Tahoma;"><span style="yes;">                                       </span><span style="yes;">                                </span>olgular koleksiyonuna da bilim denemez.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Tahoma;"><span style="yes;">                                                                                  </span>Henri Poincare (1854 –1912)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Tahoma;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Tahoma;"><span style="yes;">               </span>Herkes biliyor ki, bin iyi şarkıcı bir araya gelerek </span><span style="Tahoma;">koro<span style="bold;"> oluşturabilir ama dünyanın en iyi şarkıcısının güzel sesini ortaya koyamazlar. Fizik ve matematikte böylesi bir durum daha bile ulaşılamaz durumdadır. Örneğin Einstein’in Genel Görelilik teorisini on binlerce iyi fizik profesörsü veya </span>yüzlerce<span style="bold;"> Nobel ödüllü fizikçi müşterek bir çalışmayla elde edemezlerdi. Normalde ise, bilimadamlarının çoğu ömür boyu çalışarak </span>bilime,<span style="bold;"> pratik olarak, </span>katkıda<strong> </strong><span style="bold;">bulunmuyorlar. Ve bu da çok normaldir. Çünkü ülkelerin çoğunda -aynı bizdeki gibi- eğitime ve bilime </span>saygısızlık, bilimsel düşünceyi çok büyük derecede kısıtlamaktadır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Tahoma;"><span style="yes;">                 </span>Bilim; yeniliklere yol açan deneyler ve gözlemler yapıp onları doğru şekilde indirgemek, yorumlamaktır. </span><span style="Tahoma;">Hatta<span style="bold;"> daha önemlisi genelleştirmektir. </span>Bilim, deneysel (gözlemsel) yollarla elde edilen verilere dayanan yeni yorumlar ve öngörmeler <span style="bold;">yapmaktır. Bilim, teorileri daha mükemmel matematik temele oturtmak ve yeni tip denklemlerin çözüm yollarını bulmaktır. Bilinen yöntemlerle yenilik getirmeyen deneyler yapmak veya </span>bilinen denklemleri <span style="bold;">çözmek bilim üretmek değildir. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Tahoma;"><span style="yes;">                 </span>Eskiden genç erkeklerin beynine fiziksel etki yaparak, onun hafızasını yok </span><span style="Tahoma;">ederek<strong>, </strong>mankurtlar<a name="_ftnref2" href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-admin/#_ftn2"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="footnote;">[2]</span></span></a><span style="bold;"> elde ediyorlardı. Şimdiki eğitim sistemiyle de, özel bazı malzemelerdeki gibi kapsamlı hafızası olan(ezberci) gençler yetiştiriyorlar. Ama ne yazık ki bu yöntemle bilimsel düşüncesi kısıtlı insanlar yetiştirilmiş oluyor. Bu şekilde yetiştirilmiş insanlar için aşağıdaki sözler ne ifade eder ki?</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Tahoma;"> </span></p>
<p class="MsoBodyTextFirstIndent2" style="0cm 0cm 0pt 18pt;"><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="small;"><span style="yes;">                                  </span>Çok zor anlaşılan ve birinin diğeriyle hiç bir bağlantısı<span style="yes;">  </span></span></span></p>
<p class="MsoBodyTextFirstIndent2" style="0cm 0cm 0pt 18pt;"><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="small;"><span style="yes;">                                </span>gözükmeyen olaylar arasında ortak temel yanlar görmek</span></span></p>
<p class="MsoBodyTextFirstIndent2" style="0cm 0cm 0pt 18pt;"><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="small;"><span style="yes;">                                                           </span>ne kadar güzel bir duygudur.<span style="yes;">   </span></span></span></p>
<p class="MsoBodyTextFirstIndent2" style="0cm 0cm 0pt 18pt;"><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="small;"><span style="yes;">                                                            </span>Albert Einstein<span style="yes;">  </span>(1879–1955)<span style="yes;">  </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Tahoma;"><span style="yes;">   </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><strong><span style="Tahoma;"><span style="yes;">              </span></span></strong><span style="Tahoma;"><span style="yes;"> </span>Bazıları bu yazıdaki fikirlere itiraz ederek Türkiye’de ÖSS sınavlarında, örneğin<strong> </strong><span style="bold;">ilk yüzdelik dilimdeki yerleri tutturan </span>gençlerin üniversiteler tarafından sevinçle karşılandığını ve burslar verildiğini, TUBİTAK’ın <span style="bold;">olimpiyatlar<strong> </strong></span>düzenlediğini ve bilim adamı yetiştirme grubu oluşturduğunu hatırlatır. Çok doğru,<strong> </strong>öğrencilerin bilimsel projelerine, olimpiyatlara iyi bir destek vardır, ödüller ve burslar verilir. Bunlar çok güzel. Ama unutulmaması gereken aynı zamanda şunlardır:</span></p>
<p class="MsoBodyText3" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="small;"><span style="Book Antiqua;"><span style="normal;">1.</span><strong> </strong><span style="normal;">İlk sıraları kazandıran projelerin konuları genelde orta okul seviyesini çok aşıyor<span style="yes;">    </span>ve bazen bu projeleri yaptıran (çoğu zaman yapan) ve değerlendirenleri de.</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Tahoma;"><span style="yes;"> </span>2. Matematik ve fizik olimpiyatlarının birincileri genelde Çinliler ve Ruslar oluyorlar. Kişi başına düşen Nobel ödülü en fazla olan Avrupa ülkeleri, olimpiyatlarda İran kadar başarılı değiller. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Tahoma;">3. Eğer bu organizasyonlarda Türkiye’nin en iyi bilim adamları yoksa (onlara nerede gerek duyulur ki?), çok iyi bilim adamlarının yetişmesi de hayal olarak kalır.<strong> </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Tahoma;">4. Olimpiyat fizik meselelerinin ve çözümlerinin neredeyse hepsi ve ÖSS sorularının fiziğe doğru şekilde uyanları yurt dışından alınanlardır. Bizde üretilenler basit ve çoğu zaman doğaya ve fiziğe hakikatteki şekliyle uymayanlarıdır.<span style="yes;">  </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><strong><span style="Tahoma;"><span style="yes;">              </span></span></strong><span style="Tahoma;">Her <span style="bold;">merak eden</span>,<span style="bold;"> </span>acaba olimpiyat ve proje birincileri içinden daha sonra çok iyi bir bilim adamı çıktı mı, diye sorabilir? Ben böyle birini tanımadım ve duymadım. Eğer bunlardan çıkmadılarsa, her yıl<span style="yes;">  </span>ÖSS sınavlarında ilk 100’e girenlerden hiç çıkmazlar. Ve bu da bizim eğitim sisteminin yetersizliğinin ve bilime saygısızlığın sonucu olsa gerek. En yüksek seviyedeki <span style="bold;">resmi</span> kabullerde, Türkiye’nin en büyük bilimsel sonuçlara ulaşan bilim adamlarını gördünüz mü? Görmek imkansızdır, <span style="bold;">çünkü onların kimler oldukları bile ülkemizde kesin şekilde</span> bilinmiyor. Bilimsel sonuçlar <span style="bold;">YÖK’ü, TUBİTAK’ı ve hatta</span> Türkiye Ulusal Bilim Akademisini bile pek ilgilendirmiyorlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><strong><span style="Tahoma;"><span style="yes;">        </span></span></strong><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="yes;">        </span>Ortaokul için Türkçe yazılmış çok sayıda fizik kitaplarını incelemiştim. Bu kitaplar yanlış şekilde verilen kavramlar ve anlatımlarla doludur. Bu durumun iyileştirilmesi ile ilgilenen birini, Antalya <span style="bold;">İl</span> Milli Eğitim Müdürlüğü’nde, Milli Eğitim Bakanlığı’nda, YÖK’te ve TUBİTAK’da 2005-2007 yıllar arasında bulamadık. Burada şaşırtıcı bir şey de yoktur; zaten dünya ülkelerinin çok küçük kısmı gelişme yolunda uğraşıyorlar ve genelde diğer ülkelerdeki durum bizimkine benzerdir. Böyle olduğundan da bizlerin dünya bilimine ve yeni teknolojiler üretimine katkımızın görünmemesinin nedeni, <span style="bold;">batılıların tespit ettikleri gibi,</span> doğuştan geri zekalı olmamız değildir. Gelişmiş ülkelerde bilim ve yeni teknolojiler üretimi yönünde zekalarını çok iyi şekilde geliştirmiş insanlar vardır. Bu da onların geleneklerinde iyi eğitime ve bilime <span style="bold;">çoğu</span> zaman büyük saygı gösterilmesinden kaynaklanmaktadır. Geleneklerinde böyle şeyler olmayan toplumlarda sürekli, bizi pek ilgilendirmeyen türden olaylar oluyor. <em><span style="normal;">İşte size örnekler:<span style="yes;">  </span></span></em></span><em><strong></strong></em></p>
<p style="justify;"><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="small;"><span style="yes;">              </span>Sokaktaki herkes, “uzun yıllar” denildiğinde iki yıldan uzun bir sürenin kastedildiğini anlar. Ancak 1995 yılında YÖK memuru böyle anlamamıştı veya <span style="bold;">yönetmelik</span> onu bu duruma sokmuştu. 1995 yılında Türkiye için çok önemli bilim adamı statüsü ile TC vatandaşı oldum. Esasen daha önce, 1992’ de ODTÜ’ nün daveti ile gelip, profesör olarak çalışmaya başlamıştım. Dünyanın her yerinde olduğu gibi, YÖK de diplomaların denkliği belgesini veriyordu ve benim de bu belgeleri almam gerekiyordu. Yüksek bilgiye sahip ve kültürlü profesörlerle görüştüm. Böylece diplomalarımın denkliği konusunda yapılması gerekenleri çok kısa bir sürede bitirdiler. Sonra bir YÖK memuru iki yıldan fazla profesör olarak çalıştığımı gösteren belge istedi. Benim 1978 yılında profesör olduğum Moskova’dan aldığım diplomalarımdan da görülebilirdi ama bunlar yetmedi, benden ek bir belge istediler. Haydi buraya kadarını anlaşılabilir kabul edelim. Moskova’dan senelerdir profesör olarak çalıştığıma dair bir yazı gönderdiler. Ama “2 yıldan fazla” yazılması gerekiyormuş. Memur bu yazıyı kabul etmedi. Mecburen Moskova’dan uzun yılların ne anlama geldiğini gösteren bir belge almam gerekiyordu. Moskova’dan, uzun yılların iki yıldan daha fazla yıl anlamına geldiğini ifade eden belge gönderildi. Böylece işimi tamamlatabildim. </span></span></p>
<p style="justify;"><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="small;"><span style="yes;">            </span>Daha sonra da 1978-1992 yılları arasının beş yıldan fazla olduğunu kanıtlamam gerekiyordu ve bu işi de, tecrübe kazandığımdan kendim becerebildim. Durumumu görenler o zaman bana fıkraya benzer bir şeyi anlattılar. Daha önceki yıllarda sürücü belgesi almak için ilkokulun bitirildiğini gösteren bir belge veya ilkokul diploması gerekiyormuş. Ne üniversite diploması ne de profesör olduğunun belgesi işe yaramıyormuş, illaki ilkokulu bitirme belgesi gerekiyormuş. Ne yazık ki hep, gerekenin yapılacağını duyuyoruz. Keşke<span style="yes;">  </span>gerekenin yapılacağını söyleyenler, gerekenin ne olduğunu kesin şekilde bilseler ve bu gerekenin toplum için faydalı olanını her zaman yapsalar.</span></span></p>
<p style="justify;"><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="small;"> </span></span></p>
<p class="MsoBodyTextFirstIndent2" style="28.5pt;"><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="small;"><span style="yes;">                                                             </span>Ben, bilmediklerimi bildiğim için </span></span></p>
<p class="MsoBodyTextFirstIndent2" style="28.5pt;"><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="small;"><span style="yes;">                                          </span><span style="yes;">                        </span>diğer insanlardan akıllıyım. </span></span></p>
<p class="MsoBodyTextFirstIndent2" style="28.5pt;"><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="small;"><span style="yes;">                                                           </span>Apologie Sokratus<span style="yes;">   </span>(M Ö 469 -399)</span></span></p>
<p style="justify;"><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Tahoma;"><span style="yes;">               </span>Gelişmiş toplumlar her zaman kendi kusurlarını kesin şekilde belirlerler, tartışırlar ve ortadan kaldırırlar. Bu da gelişmenin temelidir ve tek yoludur. Bunları gelenek haline getiren toplumlarda kusurları önlemek için fıkralar<span style="yes;">  </span>üretirler. Örneğin:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Tahoma;"><span style="yes;">                 </span>Bir genç, yazar olmak arzusunda olduğundan edebiyat sınavına girer. Sınavda gence, hangi kitapları okuduğunu sorarlar. Bilindiği kadarıyla </span><span style="Tahoma;">bu genç<span style="bold;"> hiç kitap okumamış. Soru cevap sırasında da hiçbir yazarı tanımadığı ortaya çıkar. Genç onu yetersiz bulanları anlayamaz ve sorar: “Beni niçin yazarlığa yetersiz gördünüz? Benim hiçbir zaman kitap okumadığım doğru, ama ben okur olmak istemiyorum ki! Ben yazar olmak istiyorum.”</span></span></p>
<p style="justify;"><span style="Tahoma;"><span style="small;"><span style="yes;">                </span>Diğer genç, konservatuarda öğretim üyesi olarak çalışmak için başvurur. Giriş sınavında öğretim üyelerinden biri piyanoda bazı notaları ve melodileri seslendirir. Bunlarla ilgili hiçbir soruya bizim genç cevap veremez. Genç, melodilerin sesinin nereden geldiğini anlamaya çalışırken, birden bağırır. Ben seslerin nereden geldiğini anlamaya başlıyorum. Ama bu sınav yapanlar için yeterli olmuyor. Genç sınavı kazanamadığını görür, şaşkın halde sorar: “Siz neden benim müzik ve müzik aletlerini bilmeme önem veriyorsunuz? Ben çalgıcı olmak istemiyorum ki, öğretmen olmak istiyorum.”</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><strong><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="yes;">            </span></span></strong><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;">Fıkraya benzer bir örnek de Türkiye’den ekleyelim. Bir veli dershaneye gelmiş, kızını ÖSS hazırlık sınıfına yazdıracakmış. Orada öğretmenle konuşmuş. Söylediği şu: “Hocam, okusun, en azından öğretmen olsun kafi.”</span></p>
<p style="justify;"><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;"><span style="small;"> </span></span></p>
<p class="MsoBodyTextFirstIndent" style="justify;"><span style="12pt;"><span style="Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoBodyTextFirstIndent" style="justify;"><span style="&quot;Book Antiqua&quot;;">Akdeniz Üniversitesinden emekli Prof. Dr. Oktay Hüseyin (Guseinov)</span></p>
<p><span style="AR-SA;">Volkan Kor, Fizik Öğretmeni (volkan-kor@hotmail.com)</span><span style="Times New Roman;"> </span></p>
<div style="footnote-list;"><span style="Times New Roman;"></p>
<hr size="1" /></span></div>
<div style="footnote;">
<p class="MsoFootnoteText" style="0cm 0cm 0pt;"><a name="_ftn1" href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-admin/#_ftnref1"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="footnote;"><span style="Times New Roman;">[1]</span></span></span></a><span style="x-small;"><span style="Times New Roman;"><span style="yes;">  </span>İran’ın kuzeybatısında yer alan bölge</span></span></p>
</div>
<div style="footnote;">
<p class="MsoFootnoteText" style="0cm 0cm 0pt;"><a name="_ftn2" href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-admin/#_ftnref2"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="footnote;"><span style="Times New Roman;">[2]</span></span></span></a><span style="Times New Roman;"> Mankurt; Cengiz Aytmatov&#8217;un 1980 yılında yazdığı Gün Uzar Yüzyıl Olur adlı eserinde Kırgız destanlarından yararlanarak güncelleştirdiği bir kişiliktir. Mankurt bazı işlemler sonucu öz benliğini yitirerek kendisini </span></p>
<p class="MsoFootnoteText" style="0cm 0cm 0pt;"><span style="Times New Roman;">kimliksizleştiren düşmanının kuklası haline gelmiş bir zavallı insan tipidir.</span></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikogretmeni.com/fizikcilerimize-deger-veriyor-muyuz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Sistem Projeleri:</title>
		<link>http://www.fizikogretmeni.com/yeni-sistem-projeleri/</link>
		<comments>http://www.fizikogretmeni.com/yeni-sistem-projeleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2009 21:50:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halil İbrahim Gündoğdu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Fizik Ödev Projeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikogretmeni.com/?p=1811</guid>
		<description><![CDATA[Yeni sistem de konuları öğretirken, öğrencilerimize esas öğretmemiz gereken,araştırma, bilgiye ulaşma ve araştırma sonuçlarında ortaya projeler koyabilme yeteneği kazandırmak olmalıdır.
Her konu işlenirken, küçük projeler hem konuyu cazip hale getirir hem de öğrencilerimize fiziği sevdirirken hayata hazırlar. Ama bu projelerin ebeveynler tarafından yapılmamasına özellikle dikkat edilmeli&#8230;:)
Denge, moment, kütle merkezi konularındaki öğrencilerime üç haftalık süre için verdiğim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni sistem de konuları öğretirken, öğrencilerimize esas öğretmemiz gereken,araştırma, bilgiye ulaşma ve araştırma sonuçlarında ortaya projeler koyabilme yeteneği kazandırmak olmalıdır.</p>
<p>Her konu işlenirken, küçük projeler hem konuyu cazip hale getirir hem de öğrencilerimize fiziği sevdirirken hayata hazırlar. Ama bu projelerin ebeveynler tarafından yapılmamasına özellikle dikkat edilmeli&#8230;:)</p>
<p>Denge, moment, kütle merkezi konularındaki öğrencilerime üç haftalık süre için verdiğim ödevden sadece bir kaç örnek;<span id="more-1811"></span></p>
<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/fotograf-0180.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1812" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/fotograf-0180-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/fotograf-0182.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1813" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/fotograf-0182-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/fotograf-0188.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1814" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/fotograf-0188-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/fotograf-0189.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1815" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/fotograf-0189-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/fotograf-0170.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1816" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/fotograf-0170-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>sadece bir kaç kibrit çöpüyle düz masanın kenarına bir şişe suyu astılar ben şahidim&#8230;</p>
<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/fotograf-0187.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1817" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/fotograf-0187-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Buda sıfır dan üretim yapmış. Emek vermiş.</p>
<p>Saygılarımla&#8230;</p>
<p>Halil İbrahim Gündoğdu</p>
<p>higundogdu@gmail.com</p>
<p><a href="http://www.fizikolimpiyat.com">www.fizikolimpiyat.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikogretmeni.com/yeni-sistem-projeleri/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Piramit ve Kürenin Hacmini Simetri ile Bulma</title>
		<link>http://www.fizikogretmeni.com/piramit-ve-kurenin-hacmini-simetri-ile-bulma/</link>
		<comments>http://www.fizikogretmeni.com/piramit-ve-kurenin-hacmini-simetri-ile-bulma/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2009 16:54:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Demir</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikogretmeni.com/?p=1807</guid>
		<description><![CDATA[Piramit deyince genelde aklımıza mısır piramitleri gelir. Mısır Piramitleri, Mısır’da yer alan eski piramit şekilli yapılardır. Mısır’da 100’den fazla piramit olduğu belirtilmektedir. Piramitlerin çoğu Eski Krallık döneminden Orta Krallık Dönemi’ne kadar firavunların mezarı olarak inşa edilmiştir. Mısırdaki bazı piramitlerin ve etrafını çevreleyen bloklar; mimar İmhotep tarafından tasarlanmıştır. Ayrıca bu yapılar dünyanın en eski şekilli taşlardan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/anaresim1.jpg"><img class="size-full wp-image-1801 alignleft" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/anaresim1.jpg" alt="" width="266" height="199" /></a>Piramit deyince genelde aklımıza mısır piramitleri gelir. Mısır Piramitleri, Mısır’da yer alan eski piramit şekilli yapılardır. Mısır’da 100’den fazla piramit olduğu belirtilmektedir. Piramitlerin çoğu Eski Krallık döneminden Orta Krallık Dönemi’ne kadar firavunların mezarı olarak inşa edilmiştir. Mısırdaki bazı piramitlerin ve etrafını çevreleyen bloklar; mimar İmhotep tarafından tasarlanmıştır. Ayrıca bu yapılar dünyanın en eski şekilli taşlardan inşa edilmiş yapısıdır. En çok bilinen piramitler Gize’de bulunmuştur. Birkaç Gize Piramidi şuana kadar inşa edilmiş en büyük yapılardandır. Gize Piramitleri’nin en büyüğü olan Keops Piramidi şu ana kadar zarar görmeden ayakta duran Dünya’nın Yedi Harikası’ndan biri olarak görülmektedir. Günlük hayat ile piramitler arasında ilişki kurduktan sonra sorgusuz sualsiz okulda piramitlerin ve kürelerin hacmini veren ifadeleri kabul edip onlarla ilgili bir sürü uygulama problemini çözümü hakkında fikirlerimizi belirtmek istiyoruz. Öğretmenlerimiz diyor ki bu formüllerin çıkışını ilerde integral gördükten sonra anlayacaksınız, çaresiz kabul ediyoruz. Burada size simetriden faydalanarak herhangi bir piramidin ve kürenin hacmini integrale ihtiyaç duymadan ve iyi bir ortaokul ve orta seviyede bir lise öğrencisinin kolaylıkla anlayabileceği şekilde nasıl gösterebileceğimizi sunmak istiyorum.</p>
<p><span id="more-1807"></span><strong>Piramidin Hacmi</strong><br />
<img class="alignnone size-full wp-image-1802" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/pramid1.jpg" alt="" width="139" height="120" /></p>
<p>Kenarları a olan bir küp ele alalım,</p>
<p>Küpün hacmi:</p>
<p>V= a x a x a                                                (1)</p>
<p>olacaktır.</p>
<p>Genel olarak hacim = Taban alanı x yükseklik olarak ifade edildiğinden, TA taban alanı olmak üzere küpün hacmini;</p>
<p>V= TA x a                                                  (2)</p>
<p>olarak  yazalım. Burada TA=a^2 .</p>
<p>Küpün köşelerinden diğer köşelere küpün merkezinden geçen köşegenler çizersek bu şekilden aynı hacimde altı eş piramit elde ederiz. Piramitlerin tabanları küpün altı yüzeyinden biri ve piramidin yüksekliği h’tır ve</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1803" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/pramid2.jpg" alt="" width="139" height="120" /></p>
<p>2h= a                                                         (3)</p>
<p>Bir eş piramidin hacmi ise,</p>
<p>Piramidin hacmi= Küpün Hacmi / 6             (4)</p>
<p>olarak  yazılabilir.</p>
<p>(2) ve (3),  (4) te yerine yazılırsa</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1804" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/pramid3.jpg" alt="" width="135" height="60" /><br />
Piramidin hacmi = (TA x 2h)/6</p>
<p>Piramidin hacmi = TA x h/3                     (5)</p>
<p>bulunur.</p>
<p>Elde edilen bu bağıntı kare, dikdörtgen, üçgen  vb. tüm piramitler için geçerli olur. Hatta koniler içinde geçerli olur. Çünkü konilerde dairesel tabanı sonsuzgenin alanı olarak düşünüp koninin hacmini TA x h/3 ten faydalanarak bulabiliriz.</p>
<p><strong>Kürenin Hacmi</strong></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1805" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/pramid4.jpg" alt="" width="120" height="119" /></p>
<p>Yarıçapı r olan bir kürenin hacmini veren bağıntıyı bulmak için kürenin yüzey alanın veren bağıntıdan ve piramidin hacim bağıntısından faydalanabiliriz.</p>
<p>Kürenin yüzey alanı = 4 π r^2                                (6)</p>
<p>ve</p>
<p>Piramidin hacmi =(TA x h) /3          (5)</p>
<p>idi.</p>
<p>Kürenin n tane küçük piramit eş dilimlerinden meydana geldiğini farz edelim. Yüksekliği kürenin yarıçapı kadar olan piramitlerin her birinin tabanı küre yüzeyi üzerinde olsun.</p>
<p>Piramitlerin taban alanı, TA = 4πr^2 / n    (7)<br />
olacaktır.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1806" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/pramid5.jpg" alt="" width="120" height="119" /></p>
<p>Kürenin Hacmi= n x piramit hacmi         (8)</p>
<p>(5) ve  (7), (8) de yerine konursa</p>
<p>Piramidin hacmi = (4πr^2 / n) x r /3</p>
<p>Kürenin Hacmi=    n x (4πr^3 / 3n)</p>
<p>Kürenin hacmi = (4/3) π r^3                      (9)</p>
<p>olarak  bulunur.  Umarım işinize yarar…</p>
<p>Mustafa DEMİR</p>
<p>forphysics@gmail.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikogretmeni.com/piramit-ve-kurenin-hacmini-simetri-ile-bulma/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ocak 2009 Olimpiyat Soruları:</title>
		<link>http://www.fizikogretmeni.com/ocak-2009-olimpiyat-sorulari/</link>
		<comments>http://www.fizikogretmeni.com/ocak-2009-olimpiyat-sorulari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2009 20:11:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halil İbrahim Gündoğdu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Olimpiyat Soruları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikogretmeni.com/?p=1774</guid>
		<description><![CDATA[
1. Odak uzaklığı F=20cm, tümseğin yarıçapı R=15cm olan, ince kenarlı bir mercek, tümsek tarafı ile suya batırılmış haldedir (şekildeki gibi). Eğer Güneş merceğin tam üstünde ise, Güneşin görüntüsü nerede oluşacaktır?. Suyun kırılma katsayısı n=1.33 dir.
.
.
.
.


2.Merkezinden geçen eksenine göre dönen bir çembere, pürüzlü bir masa yüzeyinde, eksenine dik, masanın düzleme paralel olarak bir V0 hız veriliyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/ocak-09-optik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1776" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/ocak-09-optik-291x300.jpg" alt="" width="192" height="200" /></a></p>
<p>1. Odak uzaklığı F=20cm, tümseğin yarıçapı R=15cm olan, ince kenarlı bir mercek, tümsek tarafı ile suya batırılmış haldedir (şekildeki gibi). Eğer Güneş merceğin tam üstünde ise, Güneşin görüntüsü nerede oluşacaktır?. Suyun kırılma katsayısı n=1.33 dir.</p>
<p>.</p>
<p>.</p>
<p>.</p>
<p>.</p>
<p><span id="more-1774"></span></p>
<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/ocak-09-cember.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1775" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/ocak-09-cember-300x263.jpg" alt="" width="207" height="182" /></a></p>
<p>2.Merkezinden geçen eksenine göre dönen bir çembere, pürüzlü bir masa yüzeyinde, eksenine dik, masanın düzleme paralel olarak bir V0 hız veriliyor (şekildeki gibi). Başlangıçta, çember ilk konum noktasından kayarak uzaklaşıyor, ardından sürtünme sebebiyle ilk ve kayma bittikten sonra ilk konum noktasına V1=V0/4 hızıyla geriye geliyor. Eğer sürtünme katsayısı k ise, en uzaktaki ulaşma noktasına hareket zamanı kaçtır? İlk ana göre, çember ilk konumuna tekrar geldiğinde ne kadar zaman geçer?</p>
<p>.</p>
<p>3.</p>
<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/olimpiyat-sorusubjd.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-1777" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/olimpiyat-sorusubjd-300x233.jpg" alt="" width="300" height="233" /></a></p>
<p>Halil İbrahim Gündoğdu</p>
<p>higundogdu@gmail.com</p>
<p><a href="http://www.fizikolimpiyat.com">www.fizikolimpiyat.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikogretmeni.com/ocak-2009-olimpiyat-sorulari/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Herkes fizik bilmek zorunda mı?</title>
		<link>http://www.fizikogretmeni.com/herkes-fizik-bilmek-zorunda-mi/</link>
		<comments>http://www.fizikogretmeni.com/herkes-fizik-bilmek-zorunda-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Jan 2009 19:17:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editor</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikogretmeni.com/?p=1756</guid>
		<description><![CDATA[Veya kim ne kadar fizik bilmeli ?
Burada hayatın bütün safhalarından bahsetmemiz mümkün değil ama yinede birkaç misal vermek mümkün.
Bazen kendimi kaptırıp illaki dinamik sorularını öğrencilerime çözdürmeğe çalıştığım da aklıma 10 yıl sonrası geliyor. Acaba diyorum öğrettiğim bu ders ten öğrencilerime ne kalacak, hayat yolunda onların çıkınlarına ne koyabildim yani.
Bütün öğrencilerim hasbelkader araba kullanırlar herhalde diyorum. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-1757 alignleft" title="fizikmahkemesi-fizikogretmeni" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/fizikmahkemesi-fizikogretmeni.jpg" alt="" width="254" height="372" />Veya kim ne kadar fizik bilmeli ?<br />
Burada hayatın bütün safhalarından bahsetmemiz mümkün değil ama yinede birkaç misal vermek mümkün.<br />
Bazen kendimi kaptırıp illaki dinamik sorularını öğrencilerime çözdürmeğe çalıştığım da aklıma 10 yıl sonrası geliyor. Acaba diyorum öğrettiğim bu ders ten öğrencilerime ne kalacak, hayat yolunda onların çıkınlarına ne koyabildim yani.<br />
Bütün öğrencilerim hasbelkader araba kullanırlar herhalde diyorum. Daha geçtiğimiz bayramdaki trafik kazası bilançosu geliyor gözlerimin önüne. Aşırı hız, dikkatsizlik, yorgunluk, sabırsızlık mutlaka ki önemli ama özellikle çok kişinin öldüğü hata sollamalar sonucu kafa kafaya çarpışmalar; bilgisizlik sonucu mutlaka. Direksiyon başına geçen kendisini uçak kullanıyor sanıyor. Uzun yolda, özellikle yılların ihmali hala tek gidiş geliş yolların olduğu ülkemizde eğer solama yapacaksan ,bağıl hız kavramını iyi bilmen gerekiyor.Yani kendi hızını, sollayacağın aracın hızını, karşıdan gelen aracın hızını ve kendi aracının gücünü bilmen gerekir ki yol ve mesafe buna müsaitse ancak solama yapabilirsin.Bu yolların müsaitliği de her zaman kesik çizgilerden geçmiyor tabi. <span id="more-1756"></span>Bazen bu çizgileri kim çiziyor diye merak etmiyor değilim.<br />
Bir diğer kaza şeklide ABS li araç kullananların yaptığı kazalar. Samsun da çalıştığım dönemde yağmurlu günlerde her gün böyle bir kaza görmek mümkündü. Şehir girişindeki duble yolda virajda ve son model bir araba karşı şeritte. Sebebini tahmin etmek zor değil. Araba ABS li ya basarsın frene durur, değil işte. O ancak düz giderken olur. ABS değil alfabenin bütün harflerini koysan merkezkaç kuvvetine karşı fren yapılmaz.<br />
Merkezkaç kuvveti diyoruz ya. Yollarda virajlara girmeden levhalar bizi uyarır. Ama levhalar tabii ki en kaygan durum ve en yüksek araçlar için olduğundan bize çok inandırıcı gelmez. Ama biz bu virajları dönerken hava durumunu, yolun durumunu, aracın fiziksel özelliklerini, virajın özelliklerini dikkate almalıyız. Önceki yıl merkezkaç kuvveti anlatıyorum. Güvenli bir viraj nasıl dönülür, aynı virajı daha yüksek bir hızla nasıl dönersiniz diye anlatıyorum. Bir öğrencimin çok dikkatle takip ettiğini görünce ‘’ – Ne oldu ?’’ dedim. ‘’-Hocam, babamla motosikletle aynı hızla gidiyorduk. Viraja geldik babam girdi çıktı. Ben girdim çıkamadım. Babam sizin anlattığınız gibi girmişti dedi.’’Tabi hayatta her şeyi tecrübe etmeye kalkarsak hem hayatımıza mal olabilir, hem sakat kalabiliriz hem de ekonomik kayba uğrarız. Bu ekonomik kayıp illa kazayla olmaz tabi. Kırmızı ışığı gördüğümde vitesi boşa alırım. O sırada arkadan bir araç hızla yaklaşır.Selektör üstüne selektör, yol veririm.İlerde kırmızı ışığı gördüğü halde hızla devam eder ve tabii ani bir frenle de rastgele bir yerde durur.Ben yavaşça ilerlerken yeşil yanar ve ben en müsait sıradan yoluma devem ederken o hızla gelen arkadaş hala gerilerdedir.Anlamak zor tabii.<br />
Biraz da ısı konusuna girelim. Annelerimiz hep söyler terli terli su içmeyelim. Spordan sonra üstümüzü değişelim. Malum üzerimizdeki ter vücut ısısını alarak buharlaşır. Meşhur Q= m.L den bir hesap yapsak 200 gram ter için vücudun kaybettiği enerji yaklaşık 11 Kcal olur. Veya soğuk su vücut sıcaklığı 36.5 derece iken 0 derecede su içmek ani ısı kayıplarına yol açar ki bu da ring de yenilmiş bir yumruk gibidir.<br />
Annelerimizde hata yapar bazen. Vakit sıkışır, yemek biraz daha erken pişsin istenir. Ocağın altı açılır biraz daha ama nafile bu yemeğin daha fazla su kaybetmesi demektir. Su kaynama noktasının üstüne çıkmadığı sürece yemek erken pişmez. En iyisi zamanlamayı iyi yapıp kısık ateşte hem lezzetli yemek yapıp hem de enerji tasarrufu yapmak.<br />
Belki sayılamayacak kadar misal vermek mümkün. Ama fizik öğrenirken bir de bu açıdan bakabilseydik keşke diyesi geliyor insanın.<br />
Saygılarımla<br />
Halil İbrahim Gündoğdu<br />
higundogdu@gmail.com<br />
http//www.fizikolimpiyat.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikogretmeni.com/herkes-fizik-bilmek-zorunda-mi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kim demiş ne demiş?(1)</title>
		<link>http://www.fizikogretmeni.com/kim-demis-ne-demis1/</link>
		<comments>http://www.fizikogretmeni.com/kim-demis-ne-demis1/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Jan 2009 18:32:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editor</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikogretmeni.com/?p=1747</guid>
		<description><![CDATA[İşte size birkaç örnek…

Mıknatısların aynı kutupları (N-N ve S-S) birbirine ne demiş?
Aramızdaki bu çekememezliğin sebebini bir türlü anlayamadım, demiş.
Mıknatısların zıt kutupları (N-S) birbirine ne demiş?
Aramızdaki bu cazibe beni şaşırtıyor, demiş.
Ortadan ikiye bölünen mıknatısın kutupları ne demiş?
Hiç yalnız kalamayacak mıyım kardeşim, demiş.
Bir foton bir fotona ne demiş?
Gel beraber etrafı aydınlatalım, demiş.
Peki o diğerine ne demiş?
Olmaz, bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-1748 alignleft" title="kimdemisnedemis" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2009/01/kimdemisnedemis.jpg" alt="" width="214" height="280" /><strong>İşte size birkaç örnek…</strong></p>
<ul>
<li>Mıknatısların aynı kutupları (N-N ve S-S) birbirine ne demiş?</li>
<li>Aramızdaki bu çekememezliğin sebebini bir türlü anlayamadım, demiş.</li>
<li>Mıknatısların zıt kutupları (N-S) birbirine ne demiş?</li>
<li>Aramızdaki bu cazibe beni şaşırtıyor, demiş.</li>
<li>Ortadan ikiye bölünen mıknatısın kutupları ne demiş?</li>
<li>Hiç yalnız kalamayacak mıyım kardeşim, demiş.</li>
<li>Bir foton bir fotona ne demiş?</li>
<li>Gel beraber etrafı aydınlatalım, demiş.</li>
<li>Peki o diğerine ne demiş?</li>
<li>Olmaz, bir alkali metal ile randevum var ondan bir elektron koparmam lazım, demiş.</li>
<li>Kesme potansiyeli kopan fotoelektronlara ne demiş?</li>
<li>Hiç uğraşmayın hiçbirinize geçiş hakkı yok, demiş.<span id="more-1747"></span></li>
<li>Doyma potansiyeli kopan fotoelektronlara ne demiş?</li>
</ul>
<ul>
<li>Yettim gardaşlarım hepinizi garşı tarafa ulaştıracam, demiş.</li>
<li>Atom kendini uyarmaya çalışan elektron ve fotona ne demiş?</li>
<li>Ben öyle her teklifi kabul etmem beni uyarmak istiyorsanız en az şu kadar isterim, demiş.</li>
<li>Peki sonra ne demiş?</li>
<li>Ama benim için kritik olan miktara ulaşacak olursanız bunun üzerindeki her teklife açığım, demiş.</li>
<li>Işıma yapmak üzere olan atom bir garson edasıyla ne demiş?</li>
<li>Işımanızı bütün mü alırsınız yoksa dilimleyeyim mi?, demiş.</li>
<li>Rutherford Thomson a ne demiş?</li>
<li>Dostum kekin güzel olmuş olmasına da üzümlerin kek içindeki yerlerini beğenmedim, demiş.</li>
<li>Peki o ne demiş?</li>
<li>İlahi Rutherford, bunlar üzüm kekin içinde değil de dışında olacak değil ya, demiş.</li>
<li>Çizgisel momentum açısal momentuma ne demiş?</li>
<li>Benim işim De Broglie ile sen git Bohr’la ilgilen, demiş.</li>
<li>Elastik çarpışma elastik olmayan çarpışmaya ne demiş?</li>
<li>Maden enerjini koruyamayacaktın ne diye çarpıştın, demiş.</li>
<li>Prizma, üzerine gelen beyaz ışığa ne demiş?</li>
<li>Üstüme üstüme gelme seni dağıtırım sonra kendini toparlayamazsın, demiş.</li>
</ul>
<p style="text-align: right;">Murat Köksal</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikogretmeni.com/kim-demis-ne-demis1/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
