Işık Ne Kadar Hızlıdır?
Evet, sevgili ölümlü dünyalı öğrencilerim;
Başka bir ultra, mega, hiper, olağanüstü bir yazıyla yine karşınızdayım. Ne, Ben kim miyim? Bu yazıyı kim yazdı diye bir soru mu geldi arka sıralardan? Peki öyleyse siz istediniz: Ben, Beennn, Beeeeeennnnnn………
Ben, Yoğunluğu cıvadan bile fazla olan nükleer reaktör atığı;
Ben, Tümsek aynanızın sonsuzda oluşan görüntüsü;
Ben, Yerçekiminin çekemediği tek insan;
Ben, Newton’un kafasına düşen kırmızı elma;
Ben,Lâboratuarınızdaki topuzu kırık elektroskop;
Ben,Radyonuzdaki cızırtı, teybinizdeki hışırtı, sırtınızdaki kaşıntı;
Ben, Dedenizden kalma duvar saatinizin periyodsuz sarkacı;
Ben, Bisikletinizin patlamış ön tekeri, arabanızın sol sileceği;
Ve Ben,Yemekhanede yediğiniz lapşadan daha fazla gaz yaptırabilen tek kuru fasulye;
Sanırım artık beni, kendisine bu yazıyı okuduğunuz ilkokul 2. Sınıfa giden en küçük kız kardeşiniz dahi tanımıştır. Hala tanımadıysa yazının başlığını bir gösterin ona. O da olmazsa iki tane şişe bulun, diplerini çıkarıp kardeşinize sevabına bir gözlük yapın. Bunu yaptıktan sonra da ‘Bu gözlük sana çok yakıştı sevgili kız kardeşim, zaten bu sene patlak göz modaymış Paris’te…’ deyip gönlünü de alın kızcağızın. Yalnız şişe kırıklarını bu işlemden önce yok edin ki kardeşiniz aynaya bakıp birdenbire cinnet geçirdiğinde eline kesici bir madde geçmesin….
Evet, benim taze kara biber tohumlarım; 0.5 kalemimin içindeki daha hiç kullanılmamış 2B uçlarım; Nasılsınız, iyi misiniz? Doktorunuzu soracak olursanız o da buzdolabından çıktığı andaki kadar soğuk (buradaki soğuk, Amerikalıların “- Heey, man, Dr. Phisic, – onlar sizin gibi Fizik diyemiyor tabii – you are so COOOOL!!! “ dedikleri soğuk. Yanlış anlamayın sakın, tek ayak üstünde bekletirim sizi tüm yazı boyunca, hatta o da yetmez tek parmağınız üstünde beklemek zorunda kalırsınız, kızdırmayın beni!.) bir şekilde hayatını devam ettiriyor. Neyse lafı fazla uzatmadan bu yazıdaki soruya geçelim:
SORU: Sayın, Dr. Fizik, Ben tam bir Fizik hayranıyım. Dolayısıyla sizin de en büyük hayranlarınızdanım. Sırf sizin yazılarınız yayınlanıyor diye tam 100 tane abone oldum bu dergiye. Her birinden sanki daha önce hiç okumamışım gibi yeni şeyler öğreniyorum. Sizle ve yazılarınızla tanıştıktan sonra Fizik hakkında apayrı dünyaları keşfettim sanki. Soruma gelince bana ışık hızından biraz bahseder misiniz? Yani ışık ne kadar hızlı? Daha doğrusu ışığın bir hızı var mı? Geçenlerde bir arkadaşımla ışık hızını ölçmek için bir deney yaptık. O elinde bir lambayla benden 10m uzağa geçti ve arkasını döndü!!!. Ve lambayı yakıp kendi saatinin kronometresini başlattı. Daha sonra da acıkıp yemek yemek için evine gitti. Ben de lambanın ışığının dünya etrafında dönüp bana gelmesi için 7 saat 44 dakika ve 15 saniyedir bekliyorum. Acaba daha bekleyeyim mi? Yani Sayın Dr. Fizik, aslında ben beklerim, bilim adına her zorluğa katlanırım ama bazı insani ihtiyaçlarım bu yüzyılın deneyine engel olmaya başladı. Hadi yemek işini hallettik, mahallenin çocuklarına para verip magazinden bir şeyler getirtiyorum da, yani diğer iş,… öhöm…ehem…nasıl söylesem, bilmem ki, yani boşaltım sistemimle ilgili işler beni biraz zorluyor. Bilim adına burada bu işi de yapardım ama bunu anlayacak komşular nerede? Bir deneyeyim dedim köşedeki gençler ‘Ne zannettin burasını, deli!’ deyip üzerime saldırdılar. Kara cahiller ne olacak? Ne anlarlar bilimden ve bilim adamından….Neyse Sayın Dr. Fizik’im; sorumu anladınız sanırım, cevap bekliyorum. Rumuz: Experiment-Boy
CEVAP: Senin soruna veya mektubuna madde madde cevap vereceğim. Anti-madde anti-madde de sen oku bakayım yavrum. (Bu da son yüzyılın en iyi Fizikçisinin yaptığı bir espridir. Emrolunur, herkes gülsün!!!, gülmeyenler yakalanıp bir masaya sıkıca bağlanıp, ayaklarının altına tuz sürülerek ve de bu tuz da bir keçiye yalatılarak güldürülsün. Cezaysa ceza, Doktorunuz gerektiğinde acımasız bir Terminatör’e dönüşebilir, zavallı okuyucularım!!! Hiaaaaayyyt!)
Madde 1: Dergiye 100 tane abone olmuşsun, böylece benim yazımı 100 kere okuyabiliyorsun, iyi güzel, ama bunu daha ucuz bir yoldan da yapabilirdin, Experiment-Boy’cuğum, sarımsaklı sucuğum, kırmızı başlıklı gocuğum. Ama neyse, sen eminim, bilgisayarda ‘saat’ de yazamazsın. Çünkü daha iki tane ayrı ‘a’ harfi olan bir klavye icat etmediler şu MicroSoft’dakiler. Yani ne gericilik değil mi? Adamlar Windows 98, 2000, anav, mınav yapıyorlar, senin gibilerin saat yazabilmesi için iki tane ‘a’ harfi olan bir klavye yapmıyorlar. Yuh, onlara. Bunu notuma alayım, (NOT:Amerika’ya gittiğinde Bill Gates’in kulaklarını çek.) Zaten Nuri Bey de derginin tirajının 101 olduğunu söylüyordu. (Demek 1 tane kendisi, geri kalanını da sen alıyormuşsun!!!….)
Madde 2: Deneyin hakkında. Maşallah çok yetenekli bir öğrencisin. Aslında bu yazıyı okuyana kadar hala ışığı göremediysen, insani ihtiyaçlarını giderirken iyi bir dayak yiyip hastaneyi boylamışsındır, veya böbreklerin patlamış yine hastaneyi boylamışsındır….Ama üzülme tarihte Fizikçiler çok tehlikeler atlatmıştır. Curie ailesi radyasyondan ölmüş, Franklin’i yıldırım çarpmıştır, sen de onlarla birlikte anılacaksın, merak etme…Halk seni varsın anlamasın. Yalnız bu işten de kurtulmanın bir yolu vardı, tabii ki. Deneyi arkadaşınızla o banyoda sen de tuvalette olarak da gerçekleştirebilirdiniz!!!. Böyle bir deney için banyo ve tuvalet kapıları karşılıklı bir ev bulmak yeterli. Böylece bu deneyin yan etkilerinden korunmuş olurdun!!!
Madde 3: Artık soruna cevap verebilirim. Işığın kesin bir hızı vardır. Bu hız saniyede 300,000 km olarak hesaplanmıştır. Ve bu hızı kainatta (universe) hiçbir şey geçemez. Yani ışık hızı madde için sınır hızdır, ondan hızlı hiçbir şey yoktur. Küçük bir karşılaştırma için size şunu söyleyebilirim: İnsanların yaptığı en hızlı hareket edebilen alet uzaya fırlatılan roketlerdir ki bunlar da en fazla 18 km/s!!! hıza erişebilirler. Işık bu kadar hızlı hareket eder işte. Diğer bir deyişle ışık dünyanın etrafında saniyede 7.5 tur atar!!!. Yani sen arkadaşının ışığını taa başta kaçırmışsın!!!!….Hadi artık git evine, rahat bir uyku uyu. Zaten o lambadan çıkan ışık da dünya etrafında dönmez. Çünkü ışığın hiç kütlesi (mass) yoktur!!!… O sadece bir enerjidir. Bu yüzden dünya onu çekip etrafında döndüremez!!!!……İlginç değil mi?
Işık hızı bizim dünyamız ve yaşayışımız için çok büyük bir hız gibi görünebilir. Ama aslında kainatımızda (cosmos, universe, gece karanlığında kafanızı kaldırıp gökyüzüne baktığınızda ‘Amanninn, Bu da ne???!!!! Dediğiniz muazzam yapı) ışık hızı o kadar da büyük bir hız değildir. Mesela güneşin ışınları (sun rays) bize 8 dk. 12 sn. de ulaşır. Bu da demektir ki kafanızı kaldırıp baktığınızda gördüğünüz güneş o anki güneş değil 8 dk. 12 sn. önceki güneştir!!!…. Hatta bazı yıldızlar vardır ki kendileri şu anda yok olmuşlardır ama ışıkları bize daha yeni ulaşmaya başlamıştır. Yani o ölmüşken siz dünyadan onun oluşumunu veya doğuşunu seyrediyorsunuzdur!!!!….. İşte bu da ışıkla ilgili kısa bir bilgi, daha fazla bilgi için Fizik öğretmenlerinize başvurunuz beyler, bayanlar……..
Sanırım bu yazılık da bu kadar yeter, kendinize iyi bakın, benim salatalık turşularım, Dr. Fizik’ iniz artık dinlenmeye çekilecektir. Kainata yaptığı bu kadar hizmetten