Karanlık madde ve karanlık enerji
Yazan : Nuri Balta | Yayınlanma tarihi: Eyl 08 2007 | Kategori: Makaleler
Gece şehir ışıklarından uzakta bir yerde, şehir dışında, dışarı çıktığınızda gök yüzüne şöyle bir bakın. Muhteşem bir manzara. Yıldızlar… hem de milyarlarca. Bu yıldızların arasında acaba ne var? Aralarında göremediğimiz bir madde mevcut mu? Yoksa tamamen boşluk mu?
Belki bizler gözlerimizle göremiyoruz ama astronomlar yıldız ve galaksilerin arasında neler olabileceğini tahmin etmenin yollarını biliyorlar. Evet, astronomların ölçümlerine göre kâinat çoğunlukla göremediğimiz bir madde ile doludur. Bu maddeye “karanlık madde” ismini vermişlerdir. Gerçekte bu madde şu anda tespit edilememiştir ama varlığını ispat yönünde çalışmalar bütün hızı ile deva etmektedir.
Etrafınıza baktığınızda gördüğünüz her şey maddedir. Bu gördükleriniz kâinatın bilinen maddelerini oluşturuyorlar. Bir kum tanesinden bir su damlasına, Güneşe, Aya kadar her şey bildiğimiz, maddedir. 1970 yılına kadar kâinattaki madde hakkında bu kadar biliyorduk. Fakat bu tarihten sonra astronomlar kâinattaki madde hakkında yeni bilgiler elde etmeye başladılar.
Kütle çekim kuvveti bütün bu gelişmelerde öncü rol oynadı. Bu kuvvet, bizi ve Ayı dünyaya, dünyayı da Güneşe bağlayan kuvvettir. Eğer bu kuvvet olmaz ise kâinattaki cisimler arasında bir birliktelik kalmaz. İki cisim arasındaki bu kuvvet cisimlerin kütlelerinin çarpımı ile doğru aralarındaki uzaklığın karesi ile ters orantılıdır. Mesela Güneşin kütlesi dünyadan kat kat büyüktür. Bundan dolayı bütün güneş sisteminin dengede tutulmasında vazifelidir.
Astronomlar görünen bir yıldızın ya da galaksinin ne kadar kütle içerdiğini yaklaşık olarak ölçebiliyorlar. Dolayısıyla bir galaksinin başka bir galaksiye ne kadar kütle çekim kuvveti uygulayacağını biliyorlar.
Astronomlar yaptıkları hesaplamalarda galaksimiz Samanyolu’nun sahip olduğu kütlenin doğuracağı çekim kuvvetinden daha fazla bir çekim kuvvetine sahip olduğunu gördüler. Bu, görünen kütlenizin, bir tartı aletine çıktığınızda daha fazla olduğu ile karşılaşmanız gibi bir şeydir. Diğer galaksilerle ilgili yapılan ölçümlerde de aynı durum mevcuttur.
En mantıklı sonuç görünmeyen bir maddenin galaksi ve yıldızlar arasındaki boşlukta var olduğudur. Buna bilim adamları karanlık madde diyorlar. Normal madde ışığı yansıtır. Fakat bu karanlık dediğimiz madde ışığı yansıtmıyor. Birçok kişi buna inanmakta zorlanabilir ama yapılan tüm ölçümler böyle bir maddenin varlığını gerekli kılmaktadır. Hatta ölçümlere göre karanlık maddenin miktarı görünen maddenin 10 mislidir. Demek ki kâinatta gördüğümüz aslında toplam maddenin az bir kısmıdır. Bakalım kâinattaki güzelliklerle ilgili karşımıza daha neler çıkacak. Gerçekten muhteşem bir düzen…
Peki nasıl bir şeydir bu karanlık madde? Bazı astronomlara göre bu madde öylesine küçük parçacıklardan oluşmuş ki ışık bu parçacıklardan yansıyamıyor. Ama bu sadece zorlama bir tahmindir. Gerçekte ne olduğunu şimdilik kimse bilmiyor. Astronomların daha çok çalışmaları gerekiyor.

Karanlık madde fikrinin kabul edilmesinden sonra ortaya başka problemler çıktı. Bildiğiniz gibi Big Bang teorisine göre, kâinat tek noktadan büyük bir patlama ile varlık sahnesine sürüldü. Kâinattaki madde ve karanlık madde büyük bir hızla dışarı savruldu. Fakat bilim adamları kâinatın bir gün kütle çekim kuvvetinin etkisiyle yavaşlayıp sonra geriye doğru kendi üzerine çökeceğini düşünüyorlardı.
Ama güçlü teleskoplarla yapılan gözlemlerden şu sonuç çıktı. Kâinat genişlemesine devam ediyor. Hatta galaksiler birbirlerinden giderek artan hızlarla kaçışıyorlar. Yani kâinat şişiyor hem de ivmeli olarak. Bu şok edici buluştan sonra kütle çekimin tersine başka bir kuvvetin galaksileri ittiği fikri ortaya atıldı. Bu kuvvet kütle çekim kuvvetinden fazla olmalı ki kâinat ivmeli bir şekilde genişlesin. Bilim adamları buna karanlık enerji ismini verdiler.
Demek ki kâinat aslında gördüğümüz yıldız, galaksi gezegen, bulutsu, kuyruklu yıldız vb diğer gök cisimlerinden oluşmuyor. Kâinat çoğunlukla başka bir maddeden oluşuyormuş. Araştırmacılar şimdi teleskoplarını göğün derinliklerine çevirmiş ve bu karanlık madde ile ilgili başka ipucu aramakla meşguller. Her halde bizim kâinat hakkındaki bilgimiz bir taşı kaldırdığımızda taşın altında yaşayan karınca ve böceklerin bizim hakkımızdaki bilgileri kadar olsa gerek.
Nuri Balta
4 Responses to “Karanlık madde ve karanlık enerji”
Leave a Reply
You must be logged in to post a comment.
on 13 Eyl 2007 at 11:21 am 1 enis said …
Yazınızda kaynak göremedim. Karanlık madde tanımı dahil bu yazıdaki tüm teoriler size mi ait?
on 14 Eyl 2007 at 8:31 am 2 Nuri Balta said …
http://www.sciencenewsforkids.org
on 15 Eyl 2007 at 7:24 pm 3 yilmaz_orenc said …
http://www.haber10.com/haber/92322/
“İngiltere’de düzenlenen Bilim Festivali’nde sunulan ve Science dergisinde de yayınlanan araştırmada, bilgisayar simülasyonlarıyla, Evren’in erken safhalarında ilk yıldızların çok büyük uzunlukta ve tel şeklinde olabilecekleri gösterildi. Bu simülasyonlarda, bir ucundan bir ucuna onbinlerce ışık yılı uzunluğundaki bu yıldızların, hakkında çok az şey bilinen “karanlık madde” tarafından biçimlendirilmeleri canlandırıldı.
Durham Üniversitesi’nden Liang Gao ve Tom Theuns, çalışmalarının Evren’in büyük bölümünü oluşturan karanlık maddeye açıklık getirebileceğini belirterek, ilk yıldızların oluşturduğu bu yapılar ile bunları kuşatan karanlık maddenin ısısı arasında bir bağlantı bulunduğu kaydettiler.
Karanlık maddenin ilk yıldızların oluşumu konusunda çok önemli rolü bulunduğunu keşfettiklerini söyleyen Tom Theuns, soğuk karanlık maddede parçacıkların çok yavaş, sıcak karanlık maddede ise çok hızlı hareket ettiklerini belirtti.
“Eğer karanlık madde bu hızlı hareket eden parçacıklardan oluşuyorsa, ilk yıldızların da çok uzun ince filamentler (tel) şeklinde olduğunu bulduk” diyen Theuns, bu filamentlerin Samanyolu’nun dörtte biri uzunluğunda olduklarını ve Güneş’in 10 milyon katı madde ve gaz içerdiklerini, bunun da çok sayıda yıldız için önemli miktarda yakıt sağladığını söyledi.
Astronomlar, daha az kütleye sahip filament şeklindeki yıldızların daha uzun ömürlü olduklarını ve bugüne kadar yaşamlarını sürdürebildiklerine inanıyorlar.
Gökbilimciler, karanlık maddenin sıcaklığının da hangi parçacıktan oluştuğunun göstergesi olduğunu düşünüyorlar.
Bilim insanları, daha önce Hubble teleskobu ile bin saati aşkın yaptıkları gözlemler sayesinde, Evren’in nasıl oluştuğu konusunda ipuçları veren gizemli karanlık maddenin ilk kez üç boyutlu haritasını yapmayı başarmışlardı.
Bilim insanlarının bu öncü çalışması, Evren’in yüzde 22’sini oluşturan karanlık maddenin, yıldızlar ve galaksileri oluşturan diğer gözle görülen maddeleri nasıl bir iskelet gibi bir arada tuttuğunu gösteriyor.
“Kimse karanlık maddenin ne olduğunu bilmiyor, ancak karanlık madde olmaksızın Dünya’da yaşam olmazdı” diye konuşan astronomlar, “gravitasyonel mercekleme” adı verilen teknikle bir yıldız ile gözlem teleskobu arasındaki ışığın yolundaki değişiklik tespit edilerek karanlık maddenin çekim gücünün hesaplandığını belirtiyorlar.
Bilim adamlarına göre, Evren’in büyük bölümü karanlık enerji, yüzde 22’si de karanlık maddeden oluşuyor. Çevrede gördüğümüz bilindik madde ise kainatın ancak yüzde 4′ünü oluşturuyor.”
on 30 Eyl 2007 at 5:15 am 4 hilmi_isik said …
fiziğe göre hiçbir olayın bi açıklaması yoktur bence.yani gezegenin o denli düzenli olması sadece kütle çekimiyle izah edilemez einstein ın kuramına göre de birden fazla kuv.ler etkileşmektedir.ama karanlık madde esir denilen boşluk olabilirmi bilemem yani enstein in açıkladığı şeylere paralel mi aynı mı fikrim yok. ancak siyah cisim karanlık madde aynı şeyler oda ışığı yansıtmaz ama var olmadığı ideal bi hal olduğu söylenir.Bu kadar şeyin üstüne yinede mantıklı geliyo çünkü bildiğimiz herşey ışığın gösterdiği şeyler umarım bilinmeyen çok şey vardır. çünkü fiziği gizemi bilinmeyenlerde gizli …