<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fizik Öğretmeni &#187; Pedagoji</title>
	<atom:link href="http://www.fizikogretmeni.com/kategoriler/pedagoji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fizikogretmeni.com</link>
	<description>Aylık Online Fizik Dergisi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 05 Dec 2011 07:04:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Benim yüzlerce öğretmenim vardı&#8230;</title>
		<link>http://www.fizikogretmeni.com/benim-yuzlerce-ogretmenim-vardi/</link>
		<comments>http://www.fizikogretmeni.com/benim-yuzlerce-ogretmenim-vardi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Jan 2011 19:38:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mir Civan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pedagoji]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikogretmeni.com/?p=2891</guid>
		<description><![CDATA[Bu ay sizinle, öğretmen olarak etkilendiğim bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Öğretmen olarak diyorum&#8230;Çünkü öğretmenlerin eğitim gibi bir amacı vardır&#8230; Öğrettiği bilgilerin yıllar sonrada hatırlanmasını isterler.. Hayat&#8217;ta kalıcı olmasını, bir yerlerde işe yaramasını. Yoksa hiçbir öğretmenin amacı sadece yazılı veya sözlüden sonra unutulacak bilgiler vermek değildir.          İnsan ne kadar vermek istese de, karşıdaki alıcı acaba ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2008/08/portrait16.gif"></a><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2008/09/solvay_conference_1927_version2.jpg"></a><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2008/08/head1.jpg"></a><a href="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2008/08/portrait161.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-1265" title="portrait161" src="http://www.fizikogretmeni.com/wp-content/uploads/2008/08/portrait161.gif" alt="" width="214" height="164" /></a>Bu ay sizinle, öğretmen olarak etkilendiğim bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Öğretmen olarak diyorum&#8230;Çünkü öğretmenlerin eğitim gibi bir amacı vardır&#8230; Öğrettiği bilgilerin yıllar sonrada hatırlanmasını isterler.. Hayat&#8217;ta kalıcı olmasını, bir yerlerde işe yaramasını. Yoksa hiçbir öğretmenin amacı sadece yazılı veya sözlüden sonra unutulacak bilgiler vermek değildir.</p>
<p>         İnsan ne kadar vermek istese de, karşıdaki alıcı acaba ne alemde diye de bir bakmak lazım.. Acaba aynı frekanstan yayın alış verişi yapabiliyormuyuz. Rezonansa girebiliyormuyuz muhatablarımızla&#8230; Biz belkide coşarken sıralar arasında, öğrencilerimiz başka alemlerde biz başka alemlerdeydik..  Sevgili Burhan Eren&#8217;in &#8221; Yaldızlı Atlas&#8221; kitabından bir yazıyı öğrencilerimiz el yazılarıyla yazıp panolarına asmışlardı. Yazıyı okuduğum da, acaba  dedim, Okulun dışındaki yüzlerce öğretmenden biri olabildim mi ?</p>
<p><strong>Benim Yüzlerce öğretmenim vardı&#8230;.</strong></p>
<p><strong>İlkokulda dört öğretmenim vardı. Daha sonraki okullar da onlarca öğretmenim oldu. Şimdi yarısını bile sayamam.</strong></p>
<p><strong><span id="more-2891"></span><!--more-->Birçok şey öğrendim onlardan. Öğrendiklerimin çoğu hiçbir işe yaramadı. Zaten birçoğunu da unuttum daha sonra..</strong></p>
<p><strong>Ama okulun dışında yüzlerce öğretmenim vardı. Onlardan binlerce şey öğrendim.</strong></p>
<p><strong>Beyaz karanfiller çizmeyi ablamdan öğrendim. İlk şarkıyıda öteki ablamdan.</strong></p>
<p><strong> Sevinci, uçurtmanın ipini tutan bir elden, coşkuyu arkadaşlarımın resimlerinden&#8230;</strong></p>
<p><strong>Bir akşam babam eve dönmemişti; beklemeyi öğrendim. Vurduğum kuşun kanı, bembeyaz karın üzerine akınca; pişmanlığı çaresizliği öğrendim. Açlığı, bir yoksulun elindeki ekmekten öğrendim.</strong></p>
<p><strong>Kurumuş bir dere yatağından susuzluğu öğrendim. Kafeste çırpınan bir kuştan özgürlüğü öğrendim.</strong></p>
<p><strong>Uçsuz bucaksız ne demek, denizleden onu öğrendim. Sessizliği, koca bir ormandan, sabretmeyi karıncadan öğrendim.</strong></p>
<p><strong>Çok sonraları dedem öldü. Dedemden ölümü öğrendim. Maviyi gök yüzünden, kırmızıyı güllerden, sarıyı ekinlerden öğrendim.</strong></p>
<p><strong>Neydim ben, neden vardım bu dünyada, neredeydim; anneme bakınca öğrendim.</strong></p>
<p>                       Belki de diyececeksiniz ki biz bunların hepsini anlattık.. Doğru mutlaka ki anlattık. Ama öğrettik mi?  bütün mesele bu..</p>
<p>                       Bana bir çok şey öğreten değerli öğretmenlerimi burdan saygıyla anıyorum..</p>
<p>                                                Saygılarımla,</p>
<p>Halil İbrahim Gündoğdu</p>
<p><a href="mailto:higundogdu@gmail.com">higundogdu@gmail.com</a></p>
<p><a href="http://fizikolimpiyat.com">http://fizikolimpiyat.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikogretmeni.com/benim-yuzlerce-ogretmenim-vardi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir öğretmenin 9 yıllık serüveni</title>
		<link>http://www.fizikogretmeni.com/bir-ogretmenin-9-yillik-seruveni/</link>
		<comments>http://www.fizikogretmeni.com/bir-ogretmenin-9-yillik-seruveni/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Oct 2005 20:03:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ünal Aslan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pedagoji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikogretmeni.com/e-dergi/?p=21</guid>
		<description><![CDATA[Bazen geride kalan öğretmenlik yıllarımın muhasebesini yapıyor ve bu muhasebe esnasında öğretmenlik ve eğitim öğretim mesleğine bakışımdaki değişimi açık bir şekilde gözlüyorum. Öğretmenlik mesleğini icra ederken yaşadığım değişimleri bir sıraya koyacak olursam. 1. yıl: Acemi, ama kendine güvenen, eksik ama çalışma temposu ve iş aşkıyla o eksiğini gidermeyi başaran bir öğretmen 2. yıl: Bir önceki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <img src="http://fizikogretmeni.com/e-dergi/wp-content/ogretmen.jpg" alt="resim1" /><br />
Bazen geride kalan öğretmenlik yıllarımın muhasebesini yapıyor ve bu muhasebe esnasında öğretmenlik ve eğitim öğretim mesleğine bakışımdaki değişimi açık bir şekilde gözlüyorum. Öğretmenlik mesleğini icra ederken yaşadığım değişimleri bir sıraya koyacak olursam.<span id="more-21"></span><br />
1. yıl: Acemi, ama kendine güvenen, eksik ama çalışma temposu ve iş aşkıyla o eksiğini gidermeyi başaran bir öğretmen<br />
2. yıl: Bir önceki yıllın kazanımlarını derslerinde kullanabilen, daha rahat ve daha kendine güvenen ve iyi bir öğretmen olabileceğine inanan bir öğretmen<br />
3. yıl: Zamanla daha fazla tecrübe kazandığını düşünen ve artık öğretilmesi gereken konuları rahat bir şekilde öğrenciye aktarmakta problem yaşamayan ama başarısızlıkta tamamen öğrenciyi sorumlu tutan bir öğretmen<br />
4. yıl: Artık başarısızlıklarda kendisinin de bir payı olabileceğini düşünmeye başlayan ama yine de başarısızlığın faturasını öğrencilere kesmeye devam eden bir öğretmen<br />
5. yıl: Evet artık kendi metot ve tekniklerimi gözden geçirmem gerekiyor diyen ayrıca aynı şeyleri aynı şekilde vermekten bıkan ve başarısızlıkta kendisine de pay çıkarmaya çalışan bir öğretmen<br />
6. yıl: Artık başarısızlıkları tamamen kendi performansına bağlayan, öğrencinin başarısızlıktaki payını öğrencileri değişik şekillerde zorlayarak minimuma indirmeye çalışan bir öğretmen<br />
7. yıl: Öğrencileri tarafından istekli bir şekilde takip edilen, yapılan bütün aktiviteler ve yardımcı faaliyetlerden sonra artık kendisinin değil, öğrencisinin başarısızlığı öğretmene değil kendi performansına verdiği bir öğretmen<br />
8. yıl: Öğretimin yanında öğrencilerinin eğitiminin de bir o kadar kompleks ve zor olduğunun farkına varan, klasik anlayış ve yaklaşımların meseleri halledemediğini gören ve terbiye kazandırma ve iletişim kurma mevzularında uygulamaların dışında farklı yaklaşımlar arayan bir öğretmen<br />
9. yıl: Öğrencinin her hangi bir eylemine müdahale edilmeden önce durumun derinlemesine düşünülmesini ve uygulanacak reçetelerin kesinlikle problemin kaynağı tesbit edilmeden uygulanmamasını şiddetle savunan&#8230; bu bağlamda öğrenciler tarafından gerçekleştirilen olumsuz davranışları onu tanımak ve ona rehberlik sunmak için bir fırsat olarak gören&#8230;ama her şeyden önce kendisi bu kadar değişen bir insan olarak öğrencilerinin de böylesi bir değişimin içinde olduğuna inanan&#8230; ve onlara da gerekli zamanın verilmesini savunan&#8230; Problem öğrenci yoktur, problemli öğrenci vardır; aptal öğrenci yoktur, öğretemeyen öğretmenden dolayı öğrenemeyen öğrenci vardır diyen bir öğretmen&#8230;<br />
10.yıl:……….</p>
<p>Evet insan  düşünce ve aksiyonlarında ne kadar değişebilir diye sorarlarsa, benim bu soruya cevabım doğu ve batı arasındaki mesafe kadar demek olacaktır.<br />
Ünal Aslan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikogretmeni.com/bir-ogretmenin-9-yillik-seruveni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

