<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/2.3.2" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>
<channel>
	<title>Okullarda şiddet ve Önlenmesi yazısına yapılan yorumlar</title>
	<link>http://www.fizikogretmeni.com/okullarda-siddet-ve-onlenmesi/</link>
	<description>Aylık online fizik dergisi.</description>
	<pubDate>Fri, 25 Jul 2008 03:44:32 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.2</generator>
		<item>
		<title>tess tarafından</title>
		<link>http://www.fizikogretmeni.com/okullarda-siddet-ve-onlenmesi/#comment-201</link>
		<dc:creator>tess</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Nov 2006 11:20:42 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fizikogretmeni.com/okullarda-siddet-ve-onlenmesi/#comment-201</guid>
		<description>Sabah Gazetesi: 12/06/2006 tarihinde manşetten bir haber verdi(!)
İşte bu haber ile ilintili kimi açıklamalar...

Hangi Eğitim!

d.g	                       12.06.2006 22:14:19
ben isim vermek istemiyorum çünkü ziya kantarcı benim dersime giren ve bütün arkadaşlarımız tarafınadan da sergilediği davranışlardan bazı kişisel rahatsızlıkları olduğu savunulan bir öğretim görevlisidir. yanlız kendi açıklaması yapılan terbiyesizliği kendi adına onlarca kat artırıyor. çünkü yargının yanısıra medya ve kamu oyu da insanları yapmış oldukları hatalardan dolayı yargılayacak mekanizmalardır. bir öğretim görevlisinin öğrencilerine örnek olması gerekirken bu şekilde "özel hayatım" diyerek nahoş bir şekilde kendini savunması hem kendi saygınlığını hemde çalışmış olduğu kurumun saygınlığını düşürmekten başka birşey yapmaz.

KAZIM K.: Ben bu profesörün eski bir öğrencisiyim. Fizik bölümünü severek seçmiştim. İlk dersimde beş dakika geç geldik diye birkaç arkadaşla birlikte dersten kovmuştu. Onun yüzünden yüzlerce öğrenci yıllarca süründü... Ben de çok sevdiğim fizik bölümünü bıraktım. O zamandan belliydi psikolojisinin bozuk olduğu. Yazık. Bir de öğrencilerim ders bekliyor diyor. Daha kendi ailesine nasıl davranacağını bilmeyen birinin öğrencilere vereceği bir şey olamaz...
*Yorumlar gazeteden*
Şiddet öğrenilen bir olgu olduğuna göre: Öncelikle "aile içi eğitim"le yaşama taşınıyor. Şiddetin tüm biçimleri iyi anlatılmalıdır, çoğunluk şiddetin fiziksel olanını algılayıp asıl onarılmaz olanın ruhsal şiddet olduğunu bilmiyor bile... Bu dev toplumsal sorunu içtenlikle irdelemek kesin bir gerekliliktir. İçi kof söylem ve eylemlerle de hiç çözümlenemez.
Hiçleştirilemez de.(?) Çöküşlerle sonlanan yaşamlar başka amaçlarla gündeme tuhaf biçimde taşınmaktadır. Doğası gereği yadsınan akıl almaz işlerin gerçek tüm yanlarını ve nedenlerini; buraya alıntılamak sorumluluğumu yitirmeden sürdüreceğim. Sürdüreceğim ki; günümüzün ciddî ve savsaklanmaması gereken sorunundan dersler çıkarılabilsin... Gizli kalan önemli gerçekleriyle... Kimileri bilinçlice seçtikleri bu yanlış yollara hangi amaçla giriyor olabilirler?
Eğitim; ama hangi eğitim!!! Çıkaracağım kitabımdan buraya alıntılayacaklarımın önemi büyük olacaktır. Önemli olan örnekler üzerinde daha da bir düşünmek iyi olacaktır. Erginleşmiş kişiler değerlendirmeye alacaklardır anlatımlarımın şimdilik üstü kapalı olduğunu. Güçlü saygılar...Nesrin Savaş Kantarcı
21/12/2006 tarihinde saat 9:20 de Ankara 5. Aile Mahkemeleri'nde duruşmaya devam edilip; görgü tanık beyanları okunacaktır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sabah Gazetesi: 12/06/2006 tarihinde manşetten bir haber verdi(!)<br />
İşte bu haber ile ilintili kimi açıklamalar&#8230;</p>
<p>Hangi Eğitim!</p>
<p>d.g	                       12.06.2006 22:14:19<br />
ben isim vermek istemiyorum çünkü ziya kantarcı benim dersime giren ve bütün arkadaşlarımız tarafınadan da sergilediği davranışlardan bazı kişisel rahatsızlıkları olduğu savunulan bir öğretim görevlisidir. yanlız kendi açıklaması yapılan terbiyesizliği kendi adına onlarca kat artırıyor. çünkü yargının yanısıra medya ve kamu oyu da insanları yapmış oldukları hatalardan dolayı yargılayacak mekanizmalardır. bir öğretim görevlisinin öğrencilerine örnek olması gerekirken bu şekilde &#8220;özel hayatım&#8221; diyerek nahoş bir şekilde kendini savunması hem kendi saygınlığını hemde çalışmış olduğu kurumun saygınlığını düşürmekten başka birşey yapmaz.</p>
<p>KAZIM K.: Ben bu profesörün eski bir öğrencisiyim. Fizik bölümünü severek seçmiştim. İlk dersimde beş dakika geç geldik diye birkaç arkadaşla birlikte dersten kovmuştu. Onun yüzünden yüzlerce öğrenci yıllarca süründü&#8230; Ben de çok sevdiğim fizik bölümünü bıraktım. O zamandan belliydi psikolojisinin bozuk olduğu. Yazık. Bir de öğrencilerim ders bekliyor diyor. Daha kendi ailesine nasıl davranacağını bilmeyen birinin öğrencilere vereceği bir şey olamaz&#8230;<br />
*Yorumlar gazeteden*<br />
Şiddet öğrenilen bir olgu olduğuna göre: Öncelikle &#8220;aile içi eğitim&#8221;le yaşama taşınıyor. Şiddetin tüm biçimleri iyi anlatılmalıdır, çoğunluk şiddetin fiziksel olanını algılayıp asıl onarılmaz olanın ruhsal şiddet olduğunu bilmiyor bile&#8230; Bu dev toplumsal sorunu içtenlikle irdelemek kesin bir gerekliliktir. İçi kof söylem ve eylemlerle de hiç çözümlenemez.<br />
Hiçleştirilemez de.(?) Çöküşlerle sonlanan yaşamlar başka amaçlarla gündeme tuhaf biçimde taşınmaktadır. Doğası gereği yadsınan akıl almaz işlerin gerçek tüm yanlarını ve nedenlerini; buraya alıntılamak sorumluluğumu yitirmeden sürdüreceğim. Sürdüreceğim ki; günümüzün ciddî ve savsaklanmaması gereken sorunundan dersler çıkarılabilsin&#8230; Gizli kalan önemli gerçekleriyle&#8230; Kimileri bilinçlice seçtikleri bu yanlış yollara hangi amaçla giriyor olabilirler?<br />
Eğitim; ama hangi eğitim!!! Çıkaracağım kitabımdan buraya alıntılayacaklarımın önemi büyük olacaktır. Önemli olan örnekler üzerinde daha da bir düşünmek iyi olacaktır. Erginleşmiş kişiler değerlendirmeye alacaklardır anlatımlarımın şimdilik üstü kapalı olduğunu. Güçlü saygılar&#8230;Nesrin Savaş Kantarcı<br />
21/12/2006 tarihinde saat 9:20 de Ankara 5. Aile Mahkemeleri&#8217;nde duruşmaya devam edilip; görgü tanık beyanları okunacaktır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
