(Kaynak: “ÖSS 1981-2006, ÖYS 1981-1998 fizik soruları ve ayrıntılı çözümleri. Gülşen Özgül, Özgül yayınları.”)
Bilindiği gibi gerçek bilgi sahibi olmak ve bilimsel düşünceyi geliştirmek bizim gibi toplumlarda hiçbir zaman ön plana çıkmıyor. Herkes diploma peşinde. Diğer yandan biliyoruz ki, en büyük bilim adamları, matematikte ve fizikteki en büyük buluşlarını 22-26 yaşları arasında yapmışlardır. Örneğin Einstein (1879-1955) 24 yaşında yaptığı çalışması için Nobel ödülü almış ve 25 yaşında yaptığı iş ile dünyanın en büyük bilim adamı olduğunu göstermiştir. Fransız matematikçi ve astronom Alexis-Clod Clero (18.yüzyıl) Paris Akademisi’nde ilk bildirisini sunduğunda 12 yaşındaydı. Fizik ve matematik konularında en büyük işleri yapmış kişilerden bazıları, ilk bilimsel makalelerini 13-14 yaşlarında yazmışlardır (örneğin Maxwell ve Hamilton). Adını matematik tarihine yazdıranlar içinde, 21 yaşında düelloda öldürülmüş Evariste Galois (1811-1832) de vardır. İki yaşında kitap okumaya başlayan ünlü fizikçi Thomas Young (1902-1984), içlerinde Türkçe ve Arapca da bulunan yaklaşık on dil biliyordu ve 23 yaşında tıpta doktora yapmıştı. Dirac Paul (1902-1984) ve Heisenberg Werner (1901-1976) gibi dehalar da böyle genç yaşlarında zirveye ulaşmışlardır. Read the rest of this entry »
Popularity: 4% [?]
Popularity: 6% [?]
March 12th, 2008 in
Olimpiyat Soru Çözümleri |
Enter your password to view comments
1. Kapiller ve Gravitasyon Dalgaları
Bundan yaklaşık 25 yıl önce, ilköğretim öğrencisi olan kızımın müzik dersi için piyanoda çaldığı parçayı defalarca dinlemiştim. Müziğin sesini duyan komşumuzun kızı, bize gelerek rahatsız olduğunu söylemişti ve rahatsızlığının nedeni olarak da kızımın bir tuşa eksik vurmasını belirtmişti! Benim içinse, piyanoda kaç tuşun olduğunun ve müzik çalınıyorken tuşların kaçına yanlışlıkla basıldığının önemi yoktu. Arada fark var mıydı? Read the rest of this entry »
Popularity: 4% [?]
March 12th, 2008 in
Makaleler |
2 yorum var
Bir fizik öğretmeni olarak öğrencilerimizle birlikte proje yapmak isteriz. Ama önümüze birçok engel çıkar doğal olarak.
Belki en büyük engel proje yapmaya karar vermek.Daha sonra çalışacak konu bulmak.Daha da kötüsü sanki yapılacakların hepsi yapılmış gibi gelir insana.Einstein den Heisenberg den bize bir şey kalmış mıdır.Yoksa şimdiki dünyanın değişik üniversitelerindeki bilim adamları armut mu topluyorlardır….Gibi birçok soru aklımıza gelebilir. Read the rest of this entry »
Popularity: 6% [?]
March 11th, 2008 in
Makaleler |
1 yorum var
Bu soruya genelde herkes hayır, tam tersine sıcaktan ölür diye cevap verir ve bazen da şaşkın şekilde sorunun ne olduğunu anlamadıklarını söylüyorlar. Çünkü sıcaklık kavramının ne olduğunu çokları anlamamaktadırlar. Böyle olmasına neden ezberciliğe dayalı eğitim sistemidir. Bazen da buna, kullanılmakta olan fizik terimlerinin doğru şekilde fiziği yansıtmaması da neden olmaktadır.
Aynı ortamda bulunan, sağlam ve hasta insanların içinde, burası çok sıcak, sıcaktan yandım diyende olabilir, donuyorum çok soğuk diyende. Sıcak ve soğuk bizim anadilimizde bulunan ve canlıların duygularına bağlı olan bir kavramdır. Temperature ise istatistik fiziğin ürünü olan bir kavramdır. Bu nedenle de, bu sözün eşdeğerini (karşısını) anadilinde insan duygularını (biyolojiye bağlı) yansıtan sözü temel alarak üretmek yanlış olur. Genellikle, okur, kendisini zorlayarak, bu fizik terimin yansıttığı kavramı anlamaya çalışmaz (özellikle bizim ezbere dayanan ve bilimsel düşünceyi iyice kısıtlamış eğitim siteminde) ve anadilindeki kavrama dayanarak yorum yapar. Böylece de 35-40 0C sıcaklıklarda kendini kötü hisseden ve 1000C da her şeyin piştiğini bilen insan, milyon derecede her canlının öldüğünü, kemiklerinin de buharlaştığını, moleküllerin atomlara bölündüğünü ve atomların iyonlaşmış olduğunu düşünmesinde ne yapsın. Doğal olarak bu tür ileriye giden yorum insanın eğitim seviyesine de bağlıdır. Read the rest of this entry »
Popularity: 7% [?]
March 11th, 2008 in
Makaleler |
2 yorum var
Birbirine parelel olarak gelen ışık demeti, yüzeyden yansıdıktan sonra gelişi
güzel şekilde yansıyorsa, bu tür yansımaya dağınık yansıma denir. Odamızın aydınlanma-
sı dağınık yansımaya bir örnektir.
Birbirine paralel olarak gelen ışık demeti, yuzeyden yansıdıktan sonra para-
lel olarak yansıyorsa, bu tür yansımaya düzgün yansıma denir. Düzlem aynada ışığın
yansıması, düzgün yansımaya bir örnektir. Read the rest of this entry »
Popularity: 16% [?]
Soru1: Kitabın adı ve yazarı bilinmiyor.

Read the rest of this entry »
Popularity: 4% [?]
February 26th, 2008 in
Makaleler |
14 yorum var
Soru1:
Read the rest of this entry »
Popularity: 17% [?]
February 16th, 2008 in
ÖSS-SSS |
Yorum yapılmadı
Fizik dersi çok sıkıcı! Bunları neden öğreniyoruz? Bunlar bizim hayatta ne işimize yarayacak? Dersin size ( fiziköğretmenlerine) göre en heyecanlı yerinde - yani çok zor bir sorunun çözümünü siz aşk ve şevkle tahtayla bütünleşmiş vaziyette yaparken- öğrencilerden gelen bu türlü şikayetlere verilecek ikna edici cevapları olan var mı? Benim bildiğim en güzel cevap şudur; Evet senin hayatta çok işine yarayacak, ÖSS de hayatını kurtaracak. Fakat hepimiz biliyoruz ki işin aslı hiç öyle değil. Fizik dersi gibi bu kadar hayatla içiçe bir dersi nasıl bu kadar gündelik yaşamdan koparıp pür matematik haline getirdiğimize bazen şaşmıyor değilim. Öğrettiğimiz dersi günlük hayata bağlamak ve öğrenilenleri daha mantıklı kılmak için ne yapabiliriz? Bunun için çok şeyler önerilebilir ama bunları bu yazıya almak malumu ilam olur. Ben, bu yazıda öğretmen arkadaşlara bazı ders demonstrasyonları önereceğim. Read the rest of this entry »
Popularity: 3% [?]
February 16th, 2008 in
Makaleler |
1 yorum var
İçi boş yüklü bir kürenin içerisinde elektrik alanın nasıl olduğunu öğrenciler hep merak ederler. Bazen de pandoranın kutusunun kapağını kaldırmak istemedikleri için de sormazlar. Peki, nasıl bu olayı açıklayabiliriz. Kullanabileceğimiz bir kaç örnekten bahsetmek istiyorum. Read the rest of this entry »
Popularity: 11% [?]
February 13th, 2008 in
Fizik Eğitimi |
8 yorum var
Soru 1-
Bir adam istasyona geldiğinde sabit ivme ile hızlanmakta olan trenin sondan bir önceki vagonu adamın önünden 10 saniyede, son vagon ise 8 saniyede geçmektedir. Adam trene kaç saniye geç kalmıştır? ( Trenin lokomotif ve vagonları eşit boydadır.) Read the rest of this entry »
Popularity: 2% [?]
February 13th, 2008 in
Makaleler |
3 yorum var